Cumhuriyet edebiyatı çıkmış sorulara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.👇👇👇👇👇👇👇👇
30 Haziran 2022 Perşembe
29 Haziran 2022 Çarşamba
HALK HİKAYELERİ
Halk Hikayeleri Konu Anlatımı
Bu başlıkta Halk Hikayeleri ile bilgi sahibi olmak isteyen arkadaşların istifade edebileceği konu anlatımı ve ders notları vardır.
1) Halk Hikayelerinin Diğer Türlerle İlişkisi
Mit: Mitler bir yaratılışın öyküsü olup bir şeyin nasıl yaratıldığını nasıl var olmaya başladığını anlatır. Günümüze ulaşabilmiş bağımsız bir metni şu an için yoktur. Destan ve halk hikayelerinde ise bağımsız bir metin vardır. Mitlerin söyleyenleri yoktur fakat destanların ve halk hikayelerinin söyleyenleri vardır. (Bkz. âşık, ozan, ırcı vb.) Mitler, inanışta, gelenekte, destanda, halk hikayelerinde gizlidir. Yani mitlerin destan ve halk hikayesinin bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Yaratılış mitleri ( kozmik mitler) olduğu gibi yaratılış destanları da vardır.
Masal: Şah İsmail hikayesi hem masal hem de halk hikayesi olarak anlatılabilmektedir. Aynı şekilde Yaralı Mahmut hikayesinin de hem masal hem de halk hikayesi anlatımları mevcuttur.
Efsane: Efsaneler halk hikayelerine kaynaklık edebilir. Efsaneler ve halk hikayeleri ortak motifleri kullanabilirler. ( Motif, hikaye etmenin en küçük unsurudur.) Örneğin Ferhat ile Şirin'deki mezardan gül bitmesi motifi efsane olarak da anlatılabilmektedir.
NOT: Halk hikayelerini diğer anlatı türlerinden ayıran en temel unsur nazım - nesir karışık olarak anlatılabilmesidir.
Mit, masal, efsane, fıkra nesir anlatmalar; halk hikayeleri ise nazım - nesir karışık anlatmalardır.
Fıkra: Halk hikayelerinin içinde fıkra da olabilmektedir. Anlatıcı (âşık), konunun daha iyi anlaşılabilmesi için fıkralardan da yararlanabilir.
Roman: Romandan da halk hikayesi çıkarılabilir. Örneğin Karslı âşık Murat Çobanoğlu ramazanlarda halka halk hikayeleri anlatırken Bayram Durabilmez'den yeni bir hikaye tasnif etmek için bir roman ister. Bayram Durabilmez de ona Hüseyin Nihal Atsız'ın Deli Kurt romanını verir. Murat Çobanoğlu, roman kişilerini vs. değiştirerek -olay aynı kalmak şartıyla- yeni bir hikaye oluşturur. Murat Çobanoğlu gibi yapabilen kişilere musannif denir. Ancak günümüzde artık musannif kalmamıştır.
Kitâb-ı Dedem Korkud Alâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzan: Destandan halk hikayeciliğine geçişin ilk basamağını teşkil eden eser Dede Korkut Kitabı'dır. Dede Korkut 16. yüzyılda yazıya geçtiğine göre halk hikayelerini de 16. yüzyıldan başlatmamız icap eder. (Pertev Naili Boratav) Halk hikayelerinin sonu da romana kadar götürülmelidir. Dede Korkud'da halk hikayesi karşılığı olarak boy kelimesi kullanılırken Köroğlu'nda kol kelimesi kullanılmaktadır.
DEDE KORKUD VE HALK HİKAYELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
DEDE KORKUD
Nazım - nesir karışımıdır.
Nazım kısımlar serbest vezne yakındır.
"soyladı, ayıttı" ifadeleriyle nazım kısma geçilir.
Motifler vardır.
Çocuksuzluk söz konusudur.
Dirse Han, Bay Büre Bey, Bay Bican Bey gibi kişilerin çocuksuzluğu Oğuz beylerinin duası ile çözülür. Dede Korkud'da elma motifi görülmez.
Kalıp ifadeler vardır. ( At ayağı külük, ozan dili çevük olur. Her doğan büyür, çocuk on beşyaşına gelir.)
Hikaye başı kalıpları vardır. ( Meğer hânım hey vb. )
Sonunda Dede Korkud gelir; boy boylar, soy soylar.
HALK HİKAYELERİ
Nazım - nesir karışımıdır.
Nazım kısımlar 7,8,11,14,15'li hece veznindedir.
"aldı Kerem, aldı Garip" ifadeleriyle nazım kısma geçilir.
Motifler vardır.
Çocuksuzluk söz konusudur.
Arzu ile Kamber (Kamber'i suda bulurlar.), Kerem ile Aslı ve Tahir ile Zühre (elma + dua ) hikayelerinde çocuksuzluk vardır.
Kalıp ifadeler vardır.
At ayağ külük, ozan dili çevik olur vb. ifadeler burada da vardır.
Hikaye başı kalıpları vardır.( Nakilân-ı âsâr, râviyân-ı ahbâr, râvîler nakliderler kim vb.)
Sonunda aşıklar büyük ölçüde kavuşur fakat kavuşamayanlar da vardır.
NOT: İlk halk hikayesi anlatıcısı Dede Korkud'dur.
İlk halk hikayesi örneği 16. yüzyılda Azeri sahasında görülür. Bu hikaye Cahan ve Abdullah'ın hayatı etrafında teşekkül etmiştir.
Anadolu sahasında 16. yüzyılda:
Karacaoğlan ile İsmikan Sultan
Karacaoğlan ile Benli Elif
Karacaoğlan ile Karacakız
Anadolu sahasında 17. yüzyılda:
Tufurganlı Aşık Abbas ile Gülgez Peri
Ercişli Emrah ile Selvihan
Aşık Garip ile Şahsenem
gibi halk hikayeleri görülmektedir.
Meddah: Halk hikayelerini âşıklar gibi meddahlar da anlatabilmektedir.
Karagöz: Halk hikayeleri gölge oyunu Karagöz'ün de repertuvarına girmiştir. Örneğin, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber, Ferhat ile Şirin ...
Orta Oyunu: Aynı Karagöz'de olduğu gibi orta oyununda da halk hikayeleri kullanılmıştır.
2) Halk Hikayelerinin Özellikleri
A) Şekil Özellikleri
Halk hikayeleri nazım - nesir karışımı bir yapıya sahiptir.
Bu özellik Azerbaycan ve Türkiye için geçerlidir çünkü halk hikayeleri Hazar'ın doğusunda destan şeklinde (tamamı manzum) anlatılmaktadır. Anlatıcı hikayenin mensur kısmında istediği değişikliği yapabilir. Konuya ekleme veya çıkarma yapmakta serbesttir.
NOT: Hikayeye sonradan ilave edilen kısımlara karavelli denir.
Hikayeci mensur kısımlardaki serbestîsini manzum kısımlarda kaybeder çünkü burada şiiri olduğu gibi vermek zorundadır bu yüzden de herhangi bir değişiklik yapamaz. Manzum bölümde halk şiirinin hemen hemen her şekil ve türünün örneklerine rastlanılabilir. Ağırlık koşma ve atışma olsa da mani, semai, türkü, divânîye de sık sık rastlanır.
Nesirden nazıma geçilirken "aldı Garip, aldı Aslı" vb. şeklinde kalıplaşmış ifadeler kullanılır. Manzum kısımlarsa saz eşliğinde söylenir.
Halk hikayelerinin girişinde tıpkı masallarda olduğu gibi kalıplaşmış ifadeler vardır.
Sözlü ve yazılı kaynakların girişleri farklılık gösterebilir. Hikayenin sonu ise yine bir dua ile tamamlanır.
Halk hikayelerinin dili sözlü varyantlarda hafif olmasına rağmen yazmalarda ağırdır.
Yine sözlü varyantlarda hikayenin anlatıldığı bölgenin ağız özellikleri kullanılabilmektedir.
Özellikle halk hikayelerinin giriş kısmında, anlatıcı tarafından sonradan eklenen manzum parçalar olabilir. Bu giriş kısmındaki eklemelere "selçuk, peşrev, sersuname" gibi adlar verilir.
Yazma ve matbu hikayelerde sözlü varyantlara göre olay daha uzun şiirler daha fazladır.
Güzellerin ve çirkinlerin tasviri tıpkı masallarda olduğu gibi kalıplaşmış cümlelerle ifade edilir.
Kahramanların hareketleri, bir yere gidişleri, bir olaydan başka bir olaya geçiş, uzun zamanı kısaca ifade etme vb. olaylar kalıplaşmış sözlerle ifade edilir.
Bir halk hikayesi metninin içinde masal, efsane, fıkra, alkış, kargış, deyim, atasözü, bilmece örneklerine rastlanır.
Halk hikayelerinin özellikle efsanelerle yakından ilgisi vardır. Hemen hemen her hikayede efsane özellikleri gösteren parçalar vardır. Bunlar içinde en güzel örnek ise daha çok Arzu ile Kamber ve Tahir ile Zühre hikayelerinde sonuca bağlı olarak anlatılan olayın teşkilidir. Dünyada birbirine kavuşamamış iki aşığın mezarı yapılır. Ancak kötü bir tesadüf sonucu, bunların ayrılışına sebep olan kocakarının mezarı da ortalarına düşer. Her yıl iki aşığın mezarında çıkan biri beyaz biri kırmızı iki gül büyüyüp de tam birbirlerine kavuşacakları sırada ortadaki mezardan çıkan bir diken bu kavuşmayı engeller.
Bir başka örnek ise Aşık Garip'te karşımıza çıkar. Aşık Garip gurbette dolaştığı sürece duvara asılmış sazının kopmayan teli, Garip eve girer girmez kopar. Yine aynı hikayede Hz. Hızır'ın atının ayağının altından alınan bir avuç toprak ile Garip'in annesinin kör olmuş gözleri açılır. ( Buna benzer bir başka olay da Bay Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyu'nda da karşımıza çıkar. Oğlunun hasretiyle ağlamaktan gözleri kör olmuş Bay Büre Bey'in gözleri, Bamsı Beyrek'in serçe parmağından bir mendile akıtılmış kanın Bay Büre Bey'in gözlerine sürülmesiyle gözleri açılır. )
Kerem ile Aslı'da ise Erzurum dağlarında tipiye yakalanan Kerem ve Sofu'ya Hz. Hızır'ın yardım etmesi efsane örneği teşkil eder.
Ercişli Emrah'a içirilen ağunun mavi bir duman şeklinde Emrah'ın ağzından çıkması hadisesi de yine bir efsanedir.
Son olarak Dede Korkud'un Bay Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyu'nda Beyrek'e Banu Çiçek'i istemeye giden Dede Korkud'un Banu Çiçek'in abisine yakalandığı sahnede taş kesilme efsanesini andıran bir vaka vardır ki şöyledir: Deli Karçar, Dede Korkud'a el kaldırınca eli kurur ve yaptığından cayar.
NOT: Sözlü Formül Kuramı ( Albert Lord, Milmann Parry ): Bir metin belirli kalıplar üzerine kuruludur, der. Metinlerde formülleri ve formüle benzer ifadeleri inceler.
Bu kuramı halk hikayelerine rahatlıkla uygulayabiliriz:
Çocuksuzluk > gurbete çıkma > su başı > abdest alıp namaz kılma > Hz. Hızır'ı görme > elma verme > çocuğun bütün ilimleri bilmesi ...
NOT: Halk hikayeleri, Tarihî - Coğrafi Fin Kuramı'nın temsilcilerinden Stith Thopmson'un Motif Index of Folk Litreateure adlı çalışmasına göre halihazırda Ali Berat Alptekin tarafından incelenmiştir. ( Halk Hikayelerinin Motif Yapısı )
NOT: Performans teorisine göre de halk hikayeleri incelenebilir çünkü halk hikayelerinin üç yönü vardır: Anlatıcı, Dinleyici, Metin.
B) Muhteva Özellikleri
Halk hikayelerinin konuları genellikle aşk ve kahramanlıktır.
Arzu ile Kamber, Tahir ile Zühre, Ercişli Emrah ile Selvihan vb. aşk; Köroğlu, Kaçak Nebi vb. ise kahramanlık konulu aşk hikayeleridir. Bazen her iki konu da işlenebilir. (Kirmanşah, Yaralı Mahmut, Şah İsmail vb.)
Pertev Naili Boratav'ın tasnifi şöyledir:
1) Kahramanlık hikayeleri
2) Sevgi konulu hikayeler
3) Bu iki konunun dışında kalan hikayeler ( bozlak, serküşte, barak)
NOT: Bozlak, serküşte, barak Gaziantep ve Siirt yörelerinde anlatılan halk hikayeleridir. ( Unutmayınız ki Neşet Ertaş türkülerine de bozlak denirdi. )
Olaylar gerçek veya gerçeğe yakındır.
Bu sebeple teşekkül ettikleri devrin tarihi olayları bazen aynen bazen de hikaye gerçekliği içinde halk hikayelerinde yer alır. Celali isyanlarının Köroğlu kollarında yer alması buna örnek teşkil eder.
Pek çok olayda olağanüstülük vardır.
! Kerem ile Aslı'nın yanarak kül olması, Köroğlu'nun üç köpüğü içip ölümsüzlük kazanması hadiseleri bunun en bariz örnekleridir.
NOT: Nazım - nesir karışık halk hikayelerine "büyük hikaye" sadece mensur olarak anlatılan halk hikayelerine de "kara hikaye" denir.
Kahramanlar genelde tektir ve olağanüstü şekilde dünyaya gelirler.
Hiç çocuğu olmayan baba derdine çare aramak için gurbete çıkar. Yolda bir çeşmeden abdest alıp namaza duracağı sırada karşısında bir ak sakallı ihtiyar, Hz. Hızır veya bir derviş belirir. Bu kişi koynundan bir elma çıkarıp çocuksuz kişiye verir. Elmayı hanımı ile bölüşüp yemelerini söyler. ( Tabi bazı hikayelerde elmanın kabukları da ahırdaki kısrağa yedirilir. ) Vakti geldiğinde çocuk dünyaya gelir. ( Kısrak da bir at doğurur. ) ( Örneğin Şah İsmail'in atı Kamertay) Bu elma motifine dikkat edilmelidir. Özellikle iki hikayede bu motif karşımıza çıkar: Tahir ile Zühre ve Kerem ile Aslı.
Kahramanın doğumuna yardımcı olan kişi daha sonra da ortaya çıkar.
Kahramana ve atına ad verme, kahramanın eğitimi, aşık olması ve sevgiliyi aramak için gurbete çıkması gibi durumlarda bu kişi tekrar ortaya çıkar.
Kahramanlar birbilerine dört şekilde aşık olurlar.
Bade İçerek Aşık Olma: Uykuya dalan kahraman, rüyasında Hz. Hızır'ı veya pirleri görür. Hz. Hızır ya da pir kahramana üç defa bade uzatır. ( yiyecek de verebilir ) Bu badelerin birincisi Allah, ikincisi üçler, yediler, kırklar; üçüncüsü de bir güzelin aşkına içilir. Kahraman üçüncü badeyi içtikten sonra günlerce baygın yatar. Daha sonra bir saz sesiyle uyandırılır. ( Kerem ile Aslı'da, Aşık Garip'te, Ercişli Emrah'ta bu şekilde rüyada aşık olma vardır.
Bade pir dolusu ya da er dolusu içilebilir.
NOT: Türkî cumhuriyetlerde bâdeye bata ya da dolu denir.
NOT: Halk hikayecisi, aşık, ozan, şaman önce aylak aylak gezen kişiler olmalarına rağmen bade içtikten sonra şiir okumaya başlarlar.
Aynı Evde Büyüyenler Kardeş Olmadıklarını Öğrenince Aşık Olma: Arzu ile Kamber'de ve Tahir ile Zühre'de vardır.
Resme Bakarak Aşık Olma
İlk Görüşte Aşık Olma
Halk hikayelerinin özel anlatıcıları vardır. ( Meddah, aşık, Dede Korkud vb.)
Bu kişiler halk hikayesinin kalıplarına sadık kalmak zorundadır. Örneğin sıra şu şekilde olmalıdır: Fasıl, Döşeme, Asıl Hikaye, Duvak Kapama.
Hikayenin bazı bölümlerinde dinleyiciler için yapılan dualar vardır.
NOT: Konuyla ilgisi olmasa da unutulmamalıdır : Aşık Garip ve Bamsı Beyrek'in sonu hemen hemen aynıdır.
Kahramanın en büyük yardımcısı Hz. Hızır'dan sonra attır.
Köroğlu: Kırat
Şah İsmail: Kamertay
Bamsı Beyrek: Benli Boz
Kazan Bey: Konur At
Kahrmanlar bazen insan dışındaki varlıklarla da konuşurlar.
Örneğin Mecnun, çöldeki hayvanlarla Leyla'ya haber gönderir.
Genellikle halk hikayeleri mutlu sonla bitirilir.
Bu durum daha çok dinleyicinin isteğinden kaynaklanır. Değiştirilen kısım daha çok hikayenin sonudur. Zira aslında mutlu sonla biten tek hikaye Aşık Garip ile Şahsenem'dir.
Hikayelerin bazıları yaşamış ya da yaşadığı rivayet edilmiş aşıkların hayatı etrafında teşekkül etmiş olup onların başından geçen aşk maceralarını anlatır.
Örneğin, Ercişli Emrah ile Selvihan, Tufurganlı Aşık Abbas, Aşık Garip ile Şahsenem.
Kahramanlar tarafından yapılan dualar ve beddualar mutlaka gerçekleşir.
Arzu'nun duasından dolayı Kamber'le kavuştukları anda ölmeleri, Dede Korkud'daki o zaman beylerin hayır duası hayır dua, bedduası beddua imiş ifadeleri buna örnek teşkil eder.
Mekan genellikle dünyadır.
Genellikle Doğu Anadolu ve Hindistan coğrafyaları kullanılır. Bazen alt dünya, üst dünya da olabilir mekan.
Atlı göçebe hayatın izleri görülebilir.
Durum böyle olmakla birlikte çoğu hikayede yerleşik hayata geçiş söz konusudur örneğin Arzu ile Kamber.
Halk hikayeleri genellikle millidir.
Hemen hemen tüm Türk coğrafyasında anlatılırlar.
Halk hikayelerinde asıl kahramanın dışında kişiler de vardır.
- Kahramanın yakın çevresi (anne, baba vb.)
- İdareciler (padişah, vezir vb.)
- Yardımcı tipler ( ak sakallı ihtiyar, bezirgan vb.)
- Ara bozucu tipler (kocakarı, üveyanne vb.)
- İnsan olmayan tipler (at vb.)
NOT: İki evlilik durumu Şah İsmail hikayesinde ( Reyhan Arap, Gülperi ) ve Bamsı Beyrek'te ( Tekfurun kızı, Banu Çiçek ) ortaktır.
NOT: Ayak sesi, şiirde tekrar edilen kısımdır.
b
b
b
a ( ayak sesi )
c
c
c
a (ayak sesi )
3) Halk Hikayelerinin Yapısı
Halk hikayeleri genellikle klişe bir cümle ile başlar. ( Nâkilân-ı âsâr ve râviyân-ı ahbâr rivâyet ederler kim ... )
FASIL: Halk hikayeleri sözlü varyantlarda daima bir fasılla başlar. Fasıl; genellikle divânî tarzında olup aruzun fâilâtün/fâilâtün/fâilâtün/fâilün vezni ile söylenir. Ancak hikayeci aşıklar aruz veznini bilmedikleri için dîvânî nazım şeklini hece veznine uydurmaya çalışırlar. Böylece 4+4+4+3, 8+7=15 duraklı aruzdan bozma nazım şekilleri ortaya çıkar.
Daha sonra tecnis adı verilen bir cinaslı türkü söylenir.
Türküden sonra tekerleme adı verilen ikinci bir türkü söylenerek fasıla devam edilir. Bunun arkasından da cinassız üçüncü bir koşma söylenir.
Koşmayı bir destan takip eder. Tabi burada Köroğlu'ndan bir parça söylemek şarttır. Eğer söylenmezse Köroğlu'nun güceneceğine hatta Kırat'ın sabaha kadar aşığın kayınvalidesinin kapısında kişneyeceğine inanılır.
Eğer hikayeyi anlatan bir meddah değil de aşıksa ve mecliste başka aşıklar da varsa hikayeci bir muamma sorarak cevap ister. Diğer aşıklar bu muammayı cevaplamaya çalışırlar. Aşık, cevap alamazsa kendisi bir dörtlükle cevap verir.
Saz faslı bittikten sonra bazı aşıkların "DÖŞEME ( SOYLAMA )" adını verdikleri mensur bir tekerleme bölümü başlar. Tekerlemede olmayacak şeyler, komik bir şekilde anlatılır. Döşemeyi, Boratav: " Hikayeye tekaddüm eden bu manzum ve mensur kısımların hepsine birden döşeme adı verilir." şeklinde tanımlar. ( Bu bölüme sersuhane, peşrev gibi adlar verilir. )
ASIL HİKAYE: bir dua ile başlar. Hikaye kısmı iki bölümden ibarettir:
1) MANZUM KISIMLAR: Bu bölümde değiştirme yapılamaz.
2) MENSUR KISIMLAR: Bu bölüm değiştirilebilir. Ekleme yapılabilir.
DUVAK KAPAMA: Hikayenin kapanış kısmıdır.
NOT: Hikayenin belli bir yerde kesilmesine "hikayenin yatılacak yerleri" denir. Örneğin hikayemiz bugünlük burada kalsın yarın devam ederiz... ( Ertesi gün nerede kalındığı dinleyicilere sorulur ve kalınan yerden devam edilir. )
NOT: Azerbaycan'da halk hikayeleri "üstadname" ile başlar. ( Üstadname, usta bir aşığın şiirinin başka bir şair tarafından okunmasıdır. ) Daha sonra asıl hikaye kısmında doğma, evlenme, nişanlanma vs. anlatılır. Son olarak da muhammes ile hikaye bitirilir. Bu muhammes eğlendirici niteliktedir.
Tayyi zaman: Ehl-i kerâmet'in zamanda yol alabilmesidir.
Tayyi mekan: Ehl-i kerâmetin kısa bir zaman diliminde uzun yollar kat edebilmesidir.
5) Realist Halk Hikayeleri
Hançerli Hanım Hikâye-i Garîbesi
Letaifnâme
Tayyarzade Hikayesi
Cevrî Çelebi Hikayesi
Şapur Çelebi Hikayesi
Tıflî ile İki Biraderler Hikayesi
İstanbul Batakhaneleri
Ferdane Hanım Hikayesi
Haza Menakıb-ı Fi'l-Hümâyun
Destân-ı Kıssa-i Şad ile Gam - Ferruhdil ile Mehmed Bey'in Hikayesi
Hikaye-i Beng-i Hallaç
Hikâyet-i Bağdat Şâhı
Hikâyet-i Kızılalma
Hikâye-i Tamimdâr
NOT: REALİST HALK HİKAYELERİ TANZİMAT DÖNEMİNDE YAZILAN MİRASYEDİ GENÇ TİPLERİN ROMANLARINA KAYNAKLIK ETMİŞTİR. (bkz. ARABA SEVDASI - BİHRUZ BEY, ŞIK - ŞÖHRET ŞATIRZADE)
NOT: Âşık Garip ile Hançerli Hanım Hikaye-i Garîbesi'nde babadan kalan mirası çarçur etme durumu ortaktır.
5 Haziran 2022 Pazar
AYT EDEBİYAT ÇIKMIŞ YAZAR VE ESERLERİ
İslami Dönem Türk Edebiyatı
Yusuf Has Hacip (Kutadgu Bilig )
Kaşgarlı Mahmut ( Divan-ı Lügati’t Türk )
Yazarı belli değil (Dede Korkut Hikayeleri )
Divan ve Halk Edebiyatı
Şeyhi (Harname, Hüsrev ü Şirin )
Ali Şir Nevai ( Mecalisü’n Nefais )
Şeyh Galip ( Hüsn ü Aşk )
Nabi ( Hayriyye, Hayrabad, Sur-name )
Nergisi ( Hamse )
Kâtip Çelebi ( Keşfü’z Zünun, Cihannüma )
Fuzuli ( Beng ü Bade, Leyla ile Mecnun, Su Kasidesi, Şikayetname, Hadikatü’s Süeda, Mektubat, Sıhhat u Maraz, Heft Cam )
Baki (Kanuni Mersiyesi, Hadis-i Erbain Tercümesi, Fazail-i Mekke )
Nedim ( Divan )
Ahmedi ( İskendername )
Mevlana ( Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fih-i Ma-Fih, Mecalis-i Seba, Mektubat )
Aşık Paşa ( Garipname )
Mercimek Ahmet ( Kabusname )
Yunus Emre ( Risaletü’n Nushiyye )
Hacı Bektaş Veli ( Makalat )
Tanzimat Edebiyatı
Namık Kemal ( İntibah, Cezmi, Celalettin Harzemşah, Gülnihal, Akif Bey, Zavallı Çocuk )
Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası )
Semipaşazade Sezai ( Sergüzeşt )
Nabizade Nazım (Karabibik, Zehra )
Şemsettin Sami ( Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat )
Ahmet Mithat Efendi ( Felatun Bey’le Rakım Efendi )
Şinasi ( Şair Evlenmesi )
Servet-i Fünûn Edebiyatı
Halit Ziya Uşaklıgil ( Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu, Kırık Hayatlar, Kırk Yıl )
Hüseyin Rahmi Gürpınar (Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, İffet, Metres, Cehennemlik, Şık )
Mehmet Rauf ( Eylül )
Hüseyin Cahit Yalçın ( Hayal İçinde )
Milli Edebiyat
Yakup Kadri Karaosmanoğlu ( Kiralık Konak, Sodom ve Gomore, Yaban, Hep O Şarkı, Panorama, Nur Baba )
Halide Edip Adıvar ( Ateşten Gömlek, Sinekli Bakkal, Dağa Çıkan Kurt )
Reşat Nuri Güntekin ( Yaprak Dökümü, Yeşil Gece, Acımak, Anadolu Notları )
Ebubekir Hazım Tepeyran ( Küçük Paşa )
Ömer Seyfettin ( Efruz Bey )
Ahmet Hamdi Tanpınar – Huzur
Necati Cumalı – Yağmurlar ve Topraklar
Ahmet Hamdi Tanpınar – Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Necati Cumalı – Tütün Zamanı
Vüsat O. Bener – Dost
Kemal Bilbaşar – Memo
Kemal Bilbaşar – Cemo
İnci Aral – Yeni Yalan Zamanlar
Adalet Ağaoğlu – Ölmeye Yatmak
Samim Kocagöz – Bir Çift Öküz
Yusuf Atılgan – Anayurt Oteli
Yusuf Atılgan – Aylak Adam
Fakir Baykurt – Tırpan
Fakir Baykurt – Kaplumbağalar
Fakir Baykurt – Yılanların Öcü
Cemil Meriç – Bu Ülke
Orhan Pamuk – Kara Kitap
Orhan Kemal – Bereketli Topraklar Üzerinde
Halikarnas Balıkçısı – Aganta Burina Burinata
Orhan Kemal – Hanımın Çiftliği
Orhan Kemal – Arkadaş Islıkları
Yaşar Kemal – Ortadirek
Yaşar Kemal – Ağrı Dağı Efsanesi
Yaşar Kemal – Yer Demir Gök Bakır
Kemal Tahir – Devlet Ana
Kemal Tahir – Rahmetli Yolları Kesti
Kemal Tahir – Kör Duman
Kemal Tahir – Yorgun Savaşçı
Kemal Tahir – Kurt Kanunu
Necati Cumalı – Acı Tütün
Peyami Safa – Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Peyami Safa – Matmazel Noraliya’nın Koltuğu
Peyami Safa – Fatih-Harbiye
Peyami Safa – Sözde Kızlar
Talip Apaydın – Sarı Traktör
Talip Apaydın – Define
Atilla İlhan – Sokaktaki Adam
Atilla İlhan – Kurtlar Sofrası
Memduh Şevket Esendal – Ayaşlı ve Kiracıları
Haldun Taner – Keşanlı Ali Destanı
Tahsin Yücel – Sonuncu
Oğuz Atay – Tutunamayanlar
Fürûzan – Parasız Yatılı
Tarık Dursun K. – Kopuk Takımı
Tarık Buğra – Osmancık
Tarık Buğra – Küçük Ağa
Tarık Buğra – Siyah Kehribar
Pınar Kür – Bir Deli Ağaç
Sabahattin Ali – Kuyucaklı Yusuf
Ferit Edgü – Çığlık
3 Haziran 2022 Cuma
YKS TYT Edebiyat pratik bilgiler
YKS TYT Edebiyat pratik bilgiler
Sagu-ağıt-mersiye konu yönüyle ortaktır. Mersiye ölçü yönünden farklıdır.
Koşuk, sagu ve destan İslamiyet öncesi dönemde, dörtlükler biçiminde, hece ölçüsüyle ve genellikle yarım uyak kullanılarak söylenmiştir.
Yapay destanlar, doğal destan sürecinden geçmeyen yazarı Bilinen destanlardır.
Orhun (Göktürk) Yazıtları 8.yy. da Orhun Irmağı kıyısında dikilen, yazılı edebiyatımızın ilk ürünleridir.
Kutadgu Bilig, siyasetname olup, Yusuf Has Hacib tarafından yazılan, didaktik özellikler taşıyan alegorik bir eserdir.
Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet), Divan-ı Hikmet (Ahmet Yesevi) tasavvufî eserlerdir.
Dede Korkut Hikâyeleri, Oğuzların savaşlarını anlatan, destan devrinden halk hikayeciliğine geçişin ürünü olan, on iki hikayeden oluşan anonim ürünlerdir.
Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli 13.yy. da yaşayıp insanlık sevgisini anlatan tasavvufçulardır.
Risaletü’n-Nushiye (Yunus Emre), Divan-ı Kebir (Mevlana), Makalat (Hacı Bektaş-ı Veli) tasavvufu anlatan eserlerdir.
İlahi (nefes-deme), şathiye, nutuk, devriye tasavvuf şiirinin dörtlükle oluşan türleridir.
Koşma, semai, varsağı, destan aşık edebiyatı ürünleridir. Dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle yazılırlar. Koşma, işlediği konulara göre koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt dörde ayrılır.
Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal tasavvufu farklı yorumlayan kişilerdir.
Karacaoğlan, Emrah, Aşık Veysel güzelleme; Dadaloğlu, Köroğlu koçaklama türünde eserler vermişlerdir.
Seyranî (kişsel), Dertli (toplumsal) taşlama örnekleri vermişlerdir.
Mani, “aaxa” uyak düzeninde, 7’li hece ölçüsü ve tek dörtlük oluşu nedeniyle anonim edebiyatın en yaygın nazım biçimidir. Divan şiirindeki rubai ve tuyuğla ortak özelliklere sahiptir.
Olağanüstülük, kahramanlarının soylu kişilerinden oluşması, abartılı anlatım destanla masalın ortak özellikleridir. Destan milli, masal çoğunlukla evrenseldir. Destan konusunu tarihi bir gerçekten alır, masal tamamıyla hayal ürünüdür.
Gazel 5-15, kaside 33-99 beyit ve “aa xa xa xa” uyak düzeniyle, mesnevi ise beyit sayısında sınırlama olmaksızın “aa bb cc dd” uyak düzeniyle yazılır.
Şarkı ve tuyuğ Türk edebiyatına özgü nazım şekilleridir.
Rubai, tuyuğ, murabba dörtlüklerle oluşturulan divan şiiri nazım türleridir.
Rubai, tuyuğ, murabba dörtlüklerle oluşturulan divan şiiri nazım türleridir.
Felsefî ve dinî konuların işlendiği “terkib-i bend”de vasıta beyiti devamlı değişir. “Terci-i bend”de vasıta beyiti aynı kalır.
Gazel ve kasidede ilk beyite matla, son beyite makta, şairin adının geçtiği beyite mahlas beyiti veya taç beyit denir.
Dize sonlarındaki uyaktan başka şiirin ortasında da uyak bulunursa buna musammat gazel veya musammat kaside denir.
Münacat, naat, hiciv divan şiirinde şiirin konularına göre aldığı isimlerdir.
Divan edebiyatında şairler hakkında bilgi veren eserlere tezkire, halk edebiyatında cönk adı verilir.
Mecalisi’n-Nafais (Ali Şir Nevai) ilk şairler tezkiresidir.
Harname (Şeyhi), 15.yy.da yazılmış hiciv türünde bir mesnevidir. (İlk fabl örneği)
Şikayetname, Fuzuli’nin maaşını alamadığı için yazdığı mektup türündeki eseridir.
Nefi, 17.yy.da hiciv örneği “Siham-ı Kaza”; Nabi, aynı yüzyılda yazdığı, didaktik eser olan “Hayriyye” ile tanınır.
Nedim ve Şeyh Galib hece ile de yazan divan şairleridir.
Katip Çelebi “Cihannüma” (coğrafya), Keşfü’z-Zünun; Evliya Çelebi, Seyahatnme; Naima, “Naima Tarihi” adlı eserleri yazan Divan edebiyatının nesir ustalarıdır.
Takvim-i Vakayi (ilk resmî gazete), Ceride-i Havadis (ilk yarı resmî gazete), Tercüman-ı Ahval (ilk özel gazete), Şair Evlenmesi-Şinasi (İlk tiyatro), Telemak-Yusuf Kamil Paşa (ilk çeviri roman), Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat-Şemsettin Sami (ilk yerli roman), İntibah-Namık Kemal (ilk edebi roman), Cezmi-Namık Kemal (ilk tarihi roman), Araba Sevdası-Recaizade Mahmud
Ekrem (ilk realist roman), Karabibik-Nabizade Nazım (köy konulu ilk eser), Letaif-i Rivayet-Ahmet Mithat (ilk öykü), Eylül-Mehmet Rauf (ilk psikolojik roman), Mai ve Siyah-Halit Ziya Uşaklıgil (Batılı anlamda ilk realist roman).
Tanzimat romanında yanlış batılılaşma ve cariyelik en yaygın konulardır.
Tanzimat şiirinde divan şiiri biçimleri kullanılmış, içerik değişmiştir.
Namık Kemal hem tiyatro hem roman yazmış; ancak onu asıl tanıtan vatan temalı şiirleridir.
Tahrib-i Harabat ve Takib, Namık Kemal’in Ziya Paşa için yazdığı eleştirilerdir.
Ahmet Vefik Paşa, Moliere’den Cimri, Hastalık Hastası, Kibarlık Budalası gibi tiyatroları çevirmiştir.
Ahmet Mithat Efendi’nin halka okuma zevkini aşılama düşüncesini Hüseyin Rahmi ve Halide Edip de sürdürmüştür.
Edebiyatımızın ünlü sözlükleri; Divan-ü Lugati’t-Türk, Muhakemetü’l-Lugateyn, Lehçe-i Osmani ve Kamus-ı Türkî’dir.
Tanzimat edebiyatı ikinci döneminde “sanat sanat için” anlayışına dönülerek, Servet-i Fünun edebiyatına hazırlık yapılır.
R. Mahmut Ekrem “Güzel olan her şey şiire girebilir.” diyerek Muallim Naci ile kafiye tartışmasını başlatır.
A. Hamit Tarhan, Namık Kemal’in tiyatro anlayışının tersini savunur. Tiyatro tekniği iyi olmadığı için yazdığı tiyatrolar sahnelenemez.
Edebiyatımızda ölüm temasıyla meşhur şairler; Abdülhak Hamit, Cahit Sıtkı, Yahya Kemal’dir.
Servet-i Fünuncular beyit anlayışını kırarak nazımı nesre yaklaştırırlar.
Servet-i Fünun’da romanlar realizm ve natüralizmden; şiirler ise sembolizm ve parnasizmden etkilenir.
Servet-i Fünun romanı, çevre olarak İstanbul’u, karakter olarak aydınları seçer.
Tevfik Fikret, sanatının ikinci döneminde sanatı toplumun hizmetine sunar, hece ölçüsüyle yazdığı şiir kitabının ismi Şermin’dir.
“Sis”, Tevfik Fikret’in İstanbul’a hakaretlerle dolu şiiridir.
Cenab Şahabettin, parnasizm ve sembolizmden etkilenmiş, bir şiirde birden çok aruz kalıbı kullanmıştır.
H. Ziya Uşaklıgil, Balzac, Stendhal, flaubert gibi realist yazarlardan etkilenmiş; Batılı anlamda ilk realist roman Mai ve Siyah’ı yazmıştır.
H. Ziya’nın anı türündeki eserleri Kırk Yıl, Saray ve Ötesi’dir.
Hüseyin Cahit Yalçın, “Edebiyat ve Hukuk” adlı makalesiyle Servet-i Fünun dergisinin kapanmasına neden olmuştur.
Sürgüne gönderilen başlıca sanatçılar; Namık Kemal, H. Cahit Yalçın, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, şair Eşref, Refik Halit Karay’dır.
Süleyman Nazif ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu dil yönüyle -sırasıyla- Tanzimat ve Milli Edebiyata bağlıdırlar.
Şık, Şıpsevdi, Mürebbiye, Metres, Kaynanam Nasıl Kudurdu Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın romanlarıdır
Ahmet Rasim, İstanbul’un günlük yaşantısını sade bir dille anlatan bağımsız yazarlardandır.
Fecr-i Ati, Servet-i Fünun’u eleştirmesine rağmen onun “Sanat kişiseldir.” anlayışını devam ettirmiştir
.
Milli Edebiyat, “Genç Kalemler” dergisinde yayımlanan “Yeni Lisan” adlı makaleyle 1911 yılında başlar.
Milli Edebiyat bir yönüyle halk edebiyatına dönüşür.
Ömer Seyfettin, mili ve tarihî konulu öyküleriyle tanınan yazardır.
Edebiyatımızdaki ünlü öykücüler; H. Cahit Yalçın, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık, Haldun Taner’dir.
Ziya Gökalp, Türkçülüğün felsefesini yapmış, Milli Edebiyata düşünce yönüyle katkıda bulunmuştur.
Kızıl Elma, Yeni Hayat, Altın Işık Ziya Gökalp’in şiir kitaplarıdır.
Özel isimle anılan şairler; Sultanü’ş-Şuara (Şairler Sultanı)-Baki, Vatan Şairi- Namık Kemal, Şairi-i Azam-Abdülhak Hamit Tarhan, Bayrak Şairi-Arif Nihat Asya, Türk Şairi-Mehmet Emin Yurdakul’dur.
Türk edebiyatının tarihini bilimsel açıdan işleyen Mehmet Fuat Köprülüdür.
Edebiyat tarihi yazarları; M. Fuat Köprülü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ali Canip Yöntem’dir.
Halide Edip Adıvar, İngiliz edebiyatından etkilenir. Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye (Kuruluş Şavaşını işler); Sinekli Bakkal, Tatarcık (toplumsal konuları işler), Mor Salkımlı Sokak (hatıra) bazı eserleridir.
Yakup Kadri Tanzimat’la Atatürk Türkiye’si arasındaki dönem ve kuşakların geçirdiği sosyal değişiklikleri ve bunalımları işler. Tezli roman türünün ustasıdır. Kiralı Konak ( kuşak çatısması), Sodom ve Gomore (işgal altındaki İstanbul’un olumsuz yanları), Yaban (Kurtuluş Savaşı ve köylü aydın uçurumunu işler), Ankara (Cumhuriyet’ten sonraki Ankara’nın üç dönemi) Nur Baba (Bektaşi tekkeleri) belli başlı eserleridir.
Reşat Nuri Güntekin’in romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Dili sade, karakterleri halktandır.
Refik Halit Karay, sürgünde yazdığı Anadolu konulu eserleriyle tanınır. Sürgün, Yezidin Kızı, Bugünün Saraylısı (roman), Kirpinin Dedikleri, Memleket Hikayeleri, Gurbet Hikayeleri bazı eserleridir.
Beş Hececiler Milli Edebiyatın devamı sayılır. Faruk Nafiz Çamlıbel, Enis Behiç Koryürek, Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç bu akımın şairleridir.
Faruk nafiz Çamlıbel, aruzla da yazmıştır. Çoban Çeşmesi, Han Duvarları adlı şiirleri ünlüdür.
Mehmet Akif Ersoy lirik-didaktik özellikteki şiirleriyle tanınır. Manzum hikayecilikte ustadır. Safahat (yedi bölüm) ünlü eseridir.
Ahmet Haşim sembolist şairdir. Şeiirlerinde anlam kapalı, düzyazılarında dili yalındır. Bütün şiirlerini aruzla yazmış, Fecr-i Ati’den sonra bağımsız olarak sanat anlayışını devam ettirmiştir. Bazı eserleri; Piyale, Göl Saatleri, Gurabahane-i Laklakan.
Yahya Kemal Beyatlı divan şiirine yeni yorum getirmiş, eski nazım biçimleriyle Batılı şiirler yazmıştır. Şiirlerinde sonsuzluğa erişme düşüncesi vardır. “Ok” şiirinin dışındaki bütün şiirlerini aruzla yazmıştır. Eserleri; Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, Aziz İstanbul.
Yedi Meşaleciler, Beş Hececiler’i duygusallıkla suçlamışlar; ancak kendileri de sembolizmden etkilenmişlerdir. Z. Osman Saba, Yaşar Nabi, Muammer Lütfi Bahşi, Vasfi Mahir Kocatürk, Sabri Esat Siyavuşgil, Cevdet Kudret Solok, Kenan Hulisi Koray (Öykücü) sanatçılarıdır.
Garip Akımı (I. Yeniciler) sanatsal anlatımdan, ölçü ve uyaktan kaçınmış sıradan insanların hayatlarını işlemiştir.
II. Yeniciler, I. Yeni Hareketine tepki olarak ortaya çıkmışlardır. Şiirde anlam kapalılığı savunmuşlar ve sürrealizmden etkilenmişlerdir. İlhan Berk, Cemal Süreyya, Edip Cansever, Ece Ayhan bazı temsilcileridir.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Yahya Kemal’in öğrencisidir. Şiirlerinde bilinçaltı, rüya ve zaman kavramı baskındır. Geçmişe özlem eserlerinin başlıca temasıdır. Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Beş Şehir bazı eserleridir.
Ahmet Kutsi Tecer, Anadolu motiflerini işler. Dergah ve Milli Mecmua’da eserleri yayınlanır. Koçyiğit Köroğlu, Köşebaşı bazı eserleridir. Ayrıca Aşık Veysel’i edebiyatımıza tanıtan sanatçıdır.
Ahmet Muhip Dıranas, Fahriye Abla adlı şiiriyle meşhurdur.
Cahit Sıtkı Tarancı, ölüm, yalnızlık konularını işler. En çok bilinen şiirlerinden biri Otuz Beş Yaş’tır.
Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın en ünlü eserlerinden biri “Üç Şehitler Destanı”dır. Eser yapay bir destandır.
Cahit Külebi; Birçok şiirinde noktalama işareti yoktur. Çocuk şiirleriyle tanınır. “Türk Mavisi” eserlerinden bir tanesidir.
Nurullah Ataç; Deneme ve eleştirileriyle anılır. Devrik cümle anlayışını başarıyla uygulamıştır. “Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri” bazı eserleridir.
Gezi Yazısı Yazanlar; Evliya Çelebi (Seyahatname), Ahmet Haşim (Frankfurt Seyahatnamesi), Falih Rıfkı Atay (Yolcu Defteri), Cenap Şahabettin ( Hac Yolunda).
Psikolojik roman; Zehra (İlk psikolojik roman denemesi – Nabizade Nazım), Eylül (Mehmet Rauf), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (Peyami Safa)
Sait Faik Abasıyanık; Öykülerinde Adalar’ı, İstanbul’u ve sıradan insanı işler. Durum hikayecisidir. Semaver, Sarnıç, Son Kuşlar bazı eserleridir.
Necip Fazıl Kısakürek; metafizik problemleri hecenin gücüyle çok güzel anlatır. Şiir dışında tiyatro, öykü, araştırma gibi alanlarda da eserler vermiştir. Çile, Bir Adam Yaratmak bazı eserleridir.
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı); Balıkçıları ve denizi işler. Bodrum’un antik çağlarındaki ismini mahlas olarak kullanır.
Kemal Tahir; Roman ve hikayelerinin konusunu sistemin aksayan yönlerinden alır. Bozkırdaki Çiçek, Devlet Ana, Karılar Koğuşu, Esir Şehrin İnsanları bazı eserleridir.
Bedri Rahmi Eyüboğlu; şair ve yazarlık dışında ressamdır. Karadut, Canım Anadolu bazı eserleridir.
Tarık Buğra; İstiklal Savaşı’nın bilinmeyen yönlerine yeni yorumlar getirdi. Küçük Ağa, Osmancık, Siyah Kehribar, yarın Diye Bir Şey Yok bazı eserleridir.
Yaşar Kemal; Çukurova ve Toroslardaki efsanelere dayalı, toprak kavgalarını işleyen roman ve hikayeler yazmıştır. İnce Memed, Orta Direk, Sarı Sıcak, Teneke bazı eserleridir.
Orhan Kemal; Köyden kente göç ve bu göçün son uçlarını işler. 72. Koğuş, Hanımın Çitliği bazı eserleridir.
Necati Cumalı; Ege Bölgesi’ndeki köylüyü işler. Tütün Zamanı, Boş Beşik, Susuz Yaz bazı eserleridir.
Cemil Meriç; Makale, deneme, eleştiri ustasıdır. Bu Ülke, Umrandan Uygarlığa, Kırk Ambar bazı eserleridir.
Cengiz Aytmatov; Kırgız yazardır. Cemile, Gün Olur Asra Bedel, Selvi Boylum Al Yazmalım bazı eserleridir.
Klasisizm, akıl ve sağduyuya önem verir. Latin ve Yunan kaynaklarına yönelen kuralcı, yüksek zümre edebiyatıdır. Moliere, Racine, La Fontaine klasik yazarlardandır.
Romantizm, Klasisizm’e tepkidir. Kuralcılığı reddederek ulusal konulara yönelir. Zıtlıklar, ak-kara çatışması ve özellikle duygusallık ön plandadır. Victor Hugo, Goethe bazı
yazarlarıdır.
Realizm, Romantizm’e tepkidir. Gerçekler gözleme dayalı olarak anlatılır. Balzac, Stendhal, Flaubert, Tolstoy, Dostoyevski ünlü temsilcileridir.
Parnasizm, realizm’in şiire yansımasıdır. Sözcüklerle manzara çizilir.
Sembolizm, kapalı şiir anlayışını savunan edebi akımdır.
Natüralizm; Aşırı gerçekçiliktir. Olayların ortaya çıkışı neden sonuç ilişkisi deneylenerek anlatılır.
Edebi akımların sıralanışı; Klasisizm, Romantizm, Realizm, Natüralizm (roman akımları); Parnasizm, Sembolizm, Sürrealizm (şiir akımları)
Dünya edebiyatının tanınmış yazar ve eserlerinden bazıları; Shakespeare (Hamlet ve Otello), Cervantes (Don Kişot), Maksim Gorki (Ana), Montaigne (Denemeler), Schiller ( Wiliam Tell), Dostoyevski (Suç ve Ceza), Tolstoy (Savaş ve Barış), Mark Twain (Tom Sawyer’in Maceraları)
Klasik trajedide karakterler yüksek tabakadandır, konu mitolojiktir. Ölüm ve yaralanmalar sahnede gösterilmez. Üç birlik kuralı (zaman, mekan olay birliği) vardır.
Klasik komedide kişiler halkın içinden, konular günlük yaşamdandır. Ölüm ve yaralanmalar sahnede gösterilir. Üç birlik kuralı vardır.
Deneme, kişisel düşüncelerin kanıtlama amacı güdülmeden aktarıldığı; fıkra, günlük olayların sade bir dille yazıldığı; makale, tezlerin kanıtlanmaya çalışıldığı; eleştiri; bir eserin bilimsel temellere dayanılarak yorumlandığı yazın türleridir.
Lirik şiir, coşkuların işlendiği; epik şiir, kahramanlık konularının işlendiği; pastoral şiir, kır ve çoban yaşamının işlendiği; dramatik şiir, acıklı durumların işlendiği; satirik şiir eleştirilerin işlendiği; didaktik şiir; öğreticiliğin işlendiği şiir türleridir.
Redif, aynı görevli ekler ve aynı anlamlı sözcüklerdir. Uyaktan sonra gelir.
Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Bacon, Montaige ünlü deneme yazarlarıdır.
Bir sözcüğün hem gerçek hem mecaz anlamda kullanılması kinaye sanatını doğurur.
Hüsn-ü Talil sanatında olayın sebebi daha güzel bir nedene bağlanır.
Bilinen bir konunun bilinmiyormuş gibi davranılması Tecahül-i arif sanatını doğurur.
Sesteş sözcükler cinas sanatı yapar.
İntak (konuşturma) sanatının olduğu her yerde teşhis vardır.
Masal, evrensel; destan ulusal nitelikler taşır.
Seci, düzyazıdaki ses benzerliğidir.
Bir şairin bir şiirine aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan şiirine nazire denir.
İlyada (Yunan), Kalevala (Fin), Nibelungen (Alman), Ramayana (Hint), Şehname (Fars) dünyaca tanınmış destanlardır.
Şarkı, tuyuğ, rubai dörtlüklerle yazılan divan şiiri nazım şekilleridir.
Dilinin ağır oluşu ve yüksek zümreye yönelişi Divan edebiyatı ile Servet- Fünun’un ortak özellikleridir.
Ağır ve sanatlı anlatım, sembollerle duyguları anlatma biçimine Sebk-i Hindi denir. Sebk-i Hindi divan edebiyatında kabul edilen bir anlayıştır.
Dacemeron hikayeleri (Bocecaeio) dünyanın ilk hikayeleridir.
Aiskhlos, Sophokles, Euripides, Aristopanes eski Yunan edebiyatının tiyatro ustalarıdır.
Alıntıdır. .
Beklentiler ve İyi Dilekler
Beklentilerle dolu şu dünyada beklentisiz yaşamak mümkün mü? Sevilmeyi , görülmeyi,takdir edilmeyi beklemeden yaşamak mümkün mü? Kim öğreti...
-
DEYİMLER CÜMLE BİÇİMİNDEKİ DEYİMLER Adet yerini bulsun. Ağzı açık ayran b...
-
Ahmet Arif'in "Hasretinden Prangalar Eskittim"şiirinin hikâyesi ..✍️ Ahmed Arif’in büyük bir aşkla sevdiği, ancak aşkına asla...
-
Bu sayfada yer alan beyitler, divan edebiyatının en seçkin şairlerine ait olup benim de en sevdiğim ve etkilendiğim beyitleridir. Her okun...

