25 Temmuz 2026 Cumartesi

Beklentiler ve İyi Dilekler

 Beklentilerle dolu şu dünyada beklentisiz yaşamak mümkün mü?

Sevilmeyi , görülmeyi,takdir edilmeyi beklemeden yaşamak mümkün mü?

Kim öğretiti bize istemeyi ve olmadığında üzülmeyi.Bilmem ki hiç bilmeseydik üzülür müydük ?Yokluğunu, eksikliğini çeker miydik bunca şeyin.? 

Oysa en büyük yorgunluklar bundan değil mi olmasını bekleyip de olduramadıklarımız.Olmayacak çünkü kimse değişmez,değişmeyi kendisi istemedikçe ama genellikle bu mümkün de olmuyor.Çünkü herkes kendini güvende hissettiği ,alıştığı, bildiği halde kalmaktan yana hep çünkü daha iyisini deneyimlemeye cesareti yok.Daha iyi bir versiyonunu görmek değişmeye gücü yok.Bu yüzden neredeyse kişilere karşı ortaya koyduğumuz her beklenti hüsranla sonuçlanıyor.Bizi yoran ,tüketen bu işte ama bize asıl lazım olan şey kendimizle ilgili beklentimize kulak vermek ona çaba göstermek."Kendine iyi bak ,kendine dikkat et " gibi dilekler hep havada kalıyor.Bu iki dilek de yerini bulabilse çok anlamlı ama hiçbirimiz karşımızdakine yönelttiğimiz iyi niyetli dilekleri kendi adımıza kullanmıyoruz.

Kendine iyi bak , bakıyor muyuz? Hayır.Başkası bize iyi baksın,başkası bize iyi davransın ,başkasi bize dikkat etsin.Neden ki ? Mümkün mü? Olmadığını biliyoruz .Kimse bize bizden iyi bakamaz zaten baksa da göremez.Biz de kimseyi bilemeyiz ,anlayamayız ve degiştiremeyiz.Kimsenim özgür iradesine müdahale edemeyiz çünkü herkes kendine has bir yaşam deneyimi ile gelir .İyi ya da kötü ne olursa olsun bu hayat herkese özel deneyim alanı.Biz sadece seçim yapabiliriz.Olmak ya da olmamak.İyi / iyinin yanında olmak ya da olmamak , kötüyü/ kötülüğü seçmek ya da seçmemek .Evet doğrusu şu ki ,hayat bir seçim ,sadece bir seçim.

Hayat bazen bize seçim hakkı bile vermiyor da olabilir ama aslında bu da bize bir seçim hakkı doğurur.Hatta bu zorunlu seçmeli hayat hep biz kendimizin en iyi versiyonunu yaratalım diye didinip duruyor ta ki biz bu gerçeği kabul edip anlayana kadar..

Gerçek şu ki arkadaşımızı,eşimizi, işimizi, dostumuzu,yolumuzu seçebiliriz sadece ama olanı değiştiremeyiz..O yüzden değiştirmek yok ,değişmek var.O da istersen ,istersek ancak ,başka türlüsü mümkün değil.Sonuç olarak beklentisiz bir hayat zor gibi görünüyor olabilir ama mümkün.Sadece kendinde olanı gör,kendinde olanla üret, olabildigince yaşa ve hayatı değiştirmeden izle .O sana ihtiyacın olan her şeyi verecektir.


Bahar Baydan 

15 Şubat 2026 Pazar

Uyanış ve Kader

 Hepimiz yazılmış bir kader ile geldik dünyaya,bir sözleşme ile.Her ne yaşıyor olursak olalım hepimiz geçmiş yaşamda tarafımızca seçilmiş bir hikayenin içindeyiz.Tüm güzelikleri tüm zorlukları aynı paket içinde alıp geldik.Potansiyelimizde olan ne varsa onu ortaya çıkarmak ve işte haritamızdaki o KAD noktasına ulaşmak için çabalıyoruz aslında.Bilerek ya da bilmeyerek , şikayet ederek ya da kabul ederek hizmet ediyoruz o amaca.Eğer farkındalıklı bir hayat yaşayabilsek göreceğiz ki sorun olan tek şey kendi okyanusumuzun derinliğinde boğuluyor olduğumuzdur.Oysa çok tanıdık bir yerdeyiz her damlasını her katresini bildiğimiz bir yer ama yüzme öğrenmek istemiyor ya da bilsek de yüzmeye cesaret edemiyoruz.Biz bu dünyadan geçmiyoruz, dünya bizim icimizden geçiyor ve biz içimizden geçenlere anlam veremiyoruz.Olana ,bitene ,kalana, gidene duyuşsal tepkiler vererek çoğu zaman acı çekiyoruz.Bu beş duyu ile algıladığımız şeylerin ötesinde bir hayat var ,bir var var ,bir sen var.Kimse kimseye benzemiyor ,kimse bir duyguyu aynı şekilde deneyimlemiyor kimse aynı gözle bakıp aynı dilde dahi konuşmuyor.Bu farklılıklar icindeki farkındalıktır bizi benzersiz benzerliğe götürecek olan ve benzerlik arttıkça farklar bitecek eriyecek içimizde ve biz sadece kendimize bakıyor olacağız benzersizce.

Kendi yolumuzda kendimize hizmet ediyoruz her sebeple.Dünya koca bir yatak ,sen derin bir uykudasın farz et , kabuslar görüyorsun ve uyanmak için sarsılmaya ihtiyacın var .İşte tüm yaşadığın acıların sebebi bu..

UYANDIRILMAK..💫

20 Aralık 2025 Cumartesi

İNSAN,KOZMOS VE ASTROLOJİ





 Evrende var olan her varlık kendine has ve birbirini bütünleyici bir görev üzere gelir.Ama insan ,varoluşu ve hayat amacı ile  en ulvi olan varlıktır.İnsanın bu yüceliği onun tüm yaratılış hakikatini kendi özünde barındırmasından gelir.Fakat evrenin bu muazzam işleyişi içinde hayat amacını bulamamış insan arzu ettiği huzura ve mutluluğa ulaşamaz.Öncelikle anlam arayışı ile başlayan bu serüvende insan, evrene farklı bir gözle bakarken kendini de daha yakından tanımaya başlar.Bu tanış onu ,içte ve dışta yeni bir forma dönüştürür.Baktığı, duyduğu,hissettiği her şey yeniden anlam kazanır.İnsanın kendini tanıma , hayatı anlama gayreti içinde bana göre en güzel yollardan biri de astrolojidir.Çünkü kişinin doğum anında çekilmiş olan gökyüzü fotoğrafı yani doğum haritası bir nevi parmak izi gibidir.Bu sebeple içinde ,kişiye özel sırlar ve şifreler barındırır.Astroloji ;ne hissettiğimizi ,neye tepki verdiğimizi ve en önemlisi aslında ne yapmamız gerektiğini anlamak için gerekli en kadim ögretilerden biridir.Kendimizi ve çevremizi anlamak ve anlamlandırmak için hayatın bize sunduğu yollardan sadece biri belki ama bir yerden başlamak gerektiği aşikar.

Sevgiyle ve kendinizle kalın..

1 Kasım 2025 Cumartesi

Cadılar Bayramı Denilen Gerçek

 Cadılar Bayramı: Korku ve Eğlence Perdesi Altındaki Kadim Sırlar


31 Ekim: Takvim yaprağında sadece bir tarih, ama o gece dünyanın dört bir yanında bir fısıltı yayılıyor: Cadılar Bayramı (Halloween). Balkabağı fenerlerinin ürkütücü gülümsemeleri, tuhaf kostümler ve "Şeker mi, Şaka mı?" diye kapıları çalan çocuk sesleri... Peki, bu neşeli ve bir o kadar da tekinsiz görünen kutlamanın ardında yatan ne? Sadece popüler kültürün bir yansıması mı, yoksa binlerce yıllık kadim bir geleneğin hayaleti mi?

Benim için Cadılar Bayramı, yalnızca bir maske takıp eğlenmekten ibaret değil. Bu, hayatla ölüm arasındaki perdenin en inceldiği o anı anlama çabası. Tıpkı kışa hazırlanan doğa gibi, biz de bilinmeyene, karanlık olana bir göz atmaktan çekinmiyoruz.


Kökenlere Yolculuk: Samhain'in Fısıltısı


Cadılar Bayramı'nın kökeni, M.Ö. 4000'li yıllara, yani Hristiyanlıktan bile öncesine dayanıyor. Antik Keltlerin kutladığı Samhain Festivali'ne... İrlandaca'da "yaz sonu" anlamına gelen Samhain, Keltler için yeni yılın başlangıcıydı. 1 Kasım'dan önceki bu gece, yazın bitip kışın, yani ölüm ve karanlık mevsiminin başladığına inanılırdı.

Kelt inancına göre, bu gece ölülerin ruhları (iyi ve kötü), yaşayanların dünyasına geri dönerdi. Hasat toplanmış, yaşam bir süreliğine durulmuştu ve kışa girmeden önce, geçmişle hesaplaşma zamanıydı. Ruhlara görünmemek için insanlar maskeler ve kostümler giyerdi. Kötü ruhları uzak tutmak için de büyük şenlik ateşleri yakılırdı. Bugün balkabağına oyduğumuz o ürkütücü suratlar, aslında geçmişte bu kötü ruhları korkutup kaçırmak için kullanılan fenerlerin modern versiyonu.


🍬 "Şaka mı, Şeker mi?": Bir Değişim Hikayesi


Zamanla Hristiyanlığın Avrupa'da yayılmasıyla, Samhain'in izleri silinmeye çalışıldı. 1 Kasım, Azizler Günü (All Saints' Day) olarak belirlendi ve 31 Ekim ise onun arifesi anlamına gelen All Hallows' Eve adını aldı. İşte bugünkü Halloween kelimesi de buradan geliyor.

Kutlama, Amerika'ya göç eden İrlandalılar ve İskoçlar aracılığıyla taşındı. Popüler kültürün de etkisiyle bayram, dini ağırlığını yitirip daha seküler, daha eğlenceli ve tabii ki daha ticari bir hale dönüştü. Kapı kapı dolaşıp şeker toplama geleneği, eski Britanya'da yoksulların "ruh keki" toplaması ritüeline dayanıyor. Ancak bugün, bu tamamen eğlence ve paylaşma odaklı bir oyuna dönüştü: "Trick or Treat?" (Şeker mi, şaka mı?).


💡 Günümüzde Cadılar Bayramı: Kendi Perdemizi Aralamak


Bugün Cadılar Bayramı, bize bir geceliğine başka biri olma izni veriyor. Kimimiz en korkutucu kostümü giyerek içimizdeki karanlık yanı kucaklıyor, kimimiz de en yaratıcı maskeyle günlük hayatın monotonluğundan kaçıyor. Bu, aslında bir tür "kişisel dönüşüm" festivali.

Benim için bu bayram, yılın diğer günlerinde görmezden geldiğimiz, bastırdığımız korkularımızla yüzleşme ve onlarla dalga geçme fırsatı sunuyor. Hayatın ne kadar kısa, bilinmeyenin ne kadar heyecan verici olabileceğini hatırlatıyor.

Cadılar Bayramı bir gecelik bir kaçış, bir eğlence patlaması... Ama derinine bakarsak, o gece taktığımız maskelerin altında hepimizin kendine sakladığı, keşfedilmeyi bekleyen bir "öteki" olduğunu da fark edebiliriz.


Alıntıdır.

Beklentiler ve İyi Dilekler

 Beklentilerle dolu şu dünyada beklentisiz yaşamak mümkün mü? Sevilmeyi , görülmeyi,takdir edilmeyi beklemeden yaşamak mümkün mü? Kim öğreti...