Divan Edebiyatı: Berceste Beyitler

 

Bu sayfada yer alan beyitler, divan edebiyatının en seçkin şairlerine ait olup benim de en sevdiğim ve etkilendiğim beyitleridir. Her okunduğunda şiirin anlamını katlayan  metaforları ve ahenk unsurları ile hem kulağa hem de kalbe iyi gelen bir duygusu var. Divan edebiyatının özellikle mistik duyarlılığı ve seslenişi ile daha çok ön plana çıkmış olması bakımından  hâlâ güzelliğini ,hissiyatını ve otoritesini koruyan bir estetik anlayışa sahip olduğunu düşünüyorum.Özellikle Fuzuli 'de yankı bulan aşk anlayış ile benim için divan edebiyatının ve tabii ki Fuzuli'nin yeri bambaşkadır.

Bu dönem şiiri bir bakıma musiki gibidir.O halde kulağımızı dayayalım ve her beyitin içerisinde gizlenen manalarla ruhumuzun dehlizlerinde yol alan musikinin ve aşkın zevkine varalım..:)

İyi okumalar..



Berceste Beyitler:


Haddeden geçmiş nezâket yâl ü bâl olmuş sana

Mey süzülmüş şîşeden ruhsar-ı âl olmuş sana

(Nedim)


Cihânda âşık-i mehcûr sanma râhat olur

Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur

(Şeyhulislam Yahya)


Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sürûr

Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne

(Râsih)


Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen

Merdüm- u dide-i ekvan olan ademsin sen.

(Şeyh Gâlib)


Gitdün ammâ kodun hasret ile cânı bile

İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile.

(Neşâtî)


Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi

Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.

(Muhibbi)


Dost bî-pervâ felek bî-rahm ü devran bî-sükûn

Dert çok hem-dert yok düşman kavî tâli’ zebûn

(Fuzûli)


Andelib-i zârı berg-i gülle tekfin ettiler.

Bir ‘Gülistan’ beytini üstüne telkin ettiler.”

(İzzet Molla)


Tûti-i mucize-gûyem ne desem lâf değil

Çerh ile söyleşemem âyinesi saf değil

(Nef’i)


Hal kafir zülf kafir çeşm kafir el-aman

Ser-be-ser iklim-i hüsnün kafiristan oldu hep

(Nedim)


Tahammül mülkünü yıktın Hülâgû Han mısın kâfir

Aman dünyayı yaktın ateş-i sûzân mısın kâfir.

(Nedim)


Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge,

Ne açar kimse kapım, bâd-ı sab’âdan gayrı.

(Fuzûlî)


Arz-ı hâl etmeye canâ seni tenhâ bulamam

Seni tenhâ bulacak kendimi aslâ bulamam.

(Ulvî)


Beni candan usandırdı, cefadan yar usanmaz mı?

Felekler yandı ahımdan muradım şemi yanmaz mı

(Fuzuli)


Öyle sermestim ki idrâk etmezem dünyâ nedir.

Ben kimim, sâkî olan kimdir, mey-i sahbâ nedir.”

(Fuzuli)


Efendimsin cihanda i’tibârım varsa sendendir.

Miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir”

(Şeyh Galib)


Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım

Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım

(Nâhîfî)


Güllü dibâ giydin amma korkarım âzâr eder

nazeninim sâye-i hâr-ı gûl-i diba seni”

(Nedim)


Sana kimisi cânım kimi cânânım deyü söyler

Nesin sen doğru söyle cân mısın cânân mısın kâfir

(Nedim)


Sâkiyâ mey sun ki bir gün lâlezâr elden gider

İrüşür fasl-ı hazan bâg ü bahâr elden gider

(Avnî)


Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâ’dır bu

Nazargâh-ı İlâhî’dir Makâm-ı Mustafâ’dır bu

(Nâbî)


Leblerin mecruh olur dendan-ı sin-i buseden

Lalin öptürmek bu hâletle muhal olmuş sana

(Nedim)


Değildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil

Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı

(Fuzuli)


Eylülde melul oldu gönül soldu da lale

Bir kaküle meyletti gönül geldi bu hale

(Edip AYEL)


Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib

Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır

(Fuzuli)


Ayıttı ol peri bir gün düşüne girüren bir şeb

Sevincimden nice yıllar geçipdür görmedim uyku

(Zati)


Aşk bir şem-i ilâhîdir benem pervânesi

Şevk bir zincirdir gönlüm anın dîvânesi

(Hayâlî)


Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

(Ziya Paşa)


Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân

Beni bir gözleri âhûya zebûn etdi felek

(Selimî / Yavuz Sultan Selim)


Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için

Gelmesin reddeylerim, billahi öz kardeşimi

Gözlerim ebnâ-yi âdemden o kadar yıldı ki

İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı

(Şair Eşref)


Ya Rab bana cism ü cân gerekmez,

Cânân yoğ ise cihân gerekmez.

(Fuzuli )


Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem o şeb ölürüm

Ne gün ki kametini görmesem kıyamet olur

(Nef’i)


Cihân-ârâ cihân içredür ârâyı bilmezler

O mâhiler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler.

(Hayali)


Bibaht olanın bağına bir katresi düşmez,

baran yerine dürr-ü güher yağsa semadan.

(Ziya Paşa)


Bir şeker handeyle bezm-i şevke câm ettin beni

Nim sun peymâneyi sakî tamam ettin beni

(Nedim)


Yok bu şehr içre vasfettiğin dilber Nedim

Bir peri suret olmuş bir hayal görünmüş sana

(Nedim)


Avazeyi bu aleme Davud gibi sal

Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş

(Baki )


Göz gördü gönül sevdi yüz mahım

Kurbanın olam söyle var mı bunda günahım

(Nahifi)


Aşiyanı mürg-ü dil zülfü perişanındadır

Kande olsam ey peri gönlüm senin yanındadır

(Fuzûlî )


Bağ-ı dehrin hem hazanın hem baharın görmüşüz

Biz neşâtın da gamın da rüzigârın görmüşüz

(Nabi)


Cennet değil mi yâr ile sohbet dedikleri

Dûzah değil mi âteş-i hasret dedikleri

(Nev’î)


O gül-endam bir al şale bürünsün yürüsün

Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün

(Vasıf)


Dest-bûsi ârzusiyle ger ölürsem dostlar

Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

(Fuzuli)


Senin her cevrine bin cân ile sabr eylerim ammâ

Beni pek öldürür ey bî-vefâ ellerle bâzârın

(Nedim)


Gel derse Fuzuli ki güzellerde vefa var

Aldanma ki şair sözü elbette yalandır.

(Fuzuli)


Şeb-i yeldayı müneccim u muvakkit ne bilir.

Mübtelayı gama sor geceler kaç saat.

(Sabit)


Derd-i aşkı gayrıdan sorma ne bilsin çekmeyen

Anı yine aşık-ı nalana söylen söylesin.

(Bakî)


Gel gel beru ki savm u salâtın kazâsı var

Sensiz geçen zamân-ı hayâtın kazâsı yok

(Nesimi)



 





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NE ARARSAN KENDİNDE ARA!