Kayıtlar

Tavla 'nın icadı ve hikayesi

Resim
 "Tavla"nın hikâyesi ve icadı  Hintli bir âlim “satrancı” icat edip, Hint Padişah'ına verdikten sonra; Padişah onu İran Padişahı Nuşirevan Hüsrev’e gönderir ve buna benzer bir oyun icat edebilir misiniz? diye sorar. Nüşirevan âlim ve bilge Veziri Büzricimhir'e konuyla ilgili destur verir...  Ve Büzricimhir, o güzel oyun olan tavlayı icat eder… Tavlanın felsefesini ve sembollerini ise şöyle anlatır; 1- Taşların (pulların) 30 adet sayısı: günlerin 30 olmasını, 2- Pulların renginin siyah beyaz olması: gece ve gündüzü, 3-Tavlanın 4 kısımlı olması: 4 mevsimi, 4-5 el oyun olması: 5 vakitte gece gündüzü, 5- İki taraftan da yuvaların 12 adet olması: 12 ayı, 6-Tavlanın tamamı: Dünyayı, 7- Oynanan yeri: Gökyüzünü, 8- Zar: şans ve baht yıldızını, 9- Zarların atılışı: günlerin dönüşümünü, 10-Taşların (pulların) hareketleri: insanların hareketliliğini ve yaşamı, 11- Oyunun sonu: insanların ölümünü ifade eder.. Zar sayısına gelince: 1- Tek olan Allah’a inanç, 2- Gökyüzü ve yeryüzü,

Ünlü şairlerden sevgi sözleri

Resim
ÜNLÜ SAİRLERDEN SEVGİ SÖZLERİ:  Bu kirlenmiş dünyayı yaşanılır kılan sözler: "İncinsen de incitme" diyen  Mevlana'sı, "Yaradılanı sev, yaradandan ötürü" diyen  Yunus'u, "Dili, dini, rengi ne olursa olsun iyiler iyidir" diyen  Hacı Bektaş Veli'si, "Ne mutlu eğri zamanda doğru yerde durabilene" diyen  Pir Sultan Abdal'ı, "Beni hor görme* *gardaşım,  sen altınsın da ben tunç muyum?"  diyen  Veysel'i, "Kötü insanların türküleri yoktur" diyen  Neşet Ertaş'ı, "Bütün aşklardan yücedir, insanın insanı sevmesi" diyen  Mahsuni'si, "Sana düşman bana düşman, düşünen insana düşman, vatan ki bu insanların evidir, sevgilim onlar vatana düşman" diyen  Nazım'ı, "Çiçek gibi insanların kalbini kırdınız, bahçeleriniz bahar görmesin"    diyen  Ahmed Arif'i, "Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir barıştır"  diyen  Yaşar Kemal'i var. ... Bu

MERZİFON'UN Eşeği sözü

Resim
 MERZİFON'UN Eşeği neden meşhur? Yıllardır "Merzifon Eşeği" sözü alay konusu olmuş, Merzifonlu hemşehrilerimizi "bilmeden" gücendirmişizdir. Ama işin aslı alay konusu değil,bir mizah kaynaklıdır. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte peş peşe gazete ve dergiler çıkmaya başlar.Bu günlerde sansür korkusu tüm aydınları sarmıştı.İşte bu dönemde Baha Teyfik (1881-1916) tarafından "eşek" isimli bir dergi çıkarır.(16.11.1910) Gazetenin başındakiler,takma isimlerle yazı yazarlar.Buna göre: İmtiyaz Sahibi:Merzifonî (Merzifonlu demektir) Mesul Müdürü:Halil Bu yıllarda Merzifon'un eşeği "Marsivan Eşeği" diye ünlüdür.Bunlar beyazdır.Bu cinsler aynı zamanda Kıbrıs'ta da bulunur. Ancak,"Merzifon Eşeği" deyimi bu derginin ünlenmesiyle yaygınlaşır.Aynı günümüzün Gırgır,Fırt vb.mizah dergileri gibidir.Bu yıllarda Dede Korkut,Nasrettin Hoca,İncili Çavuş,Bekri Mustafa,Tuzsuz Deli Bekir gibi nice mizah kültüründen gelmemize rağmen,bu tür dergiler

Aziz Nesin hakkında bilinmeyenler

Resim
 AZİZ NESİN kimdir? Aziz Nesin hakkında bilinmeyenler  Aziz Nesin 11 yaşında hafızdı, kuran'ı ezbere biliyordu ve sağlam bir din eğitimi almıştı...  1935'de kuleli askeri lisesini, 1937'de Ankara'da harp okulunu bitirip asteğmen oldu, üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullandığı.."suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı... Çünkü ordu malzemesini ihtiyacı olan bir köylüye vermişti.  12 Ağustos 1947'de 10 ay ağır hapis ve 3 ay 10 gün de bursa'da "emniyet-i umumiye nezareti" altında bulundurulma cezasına çarptırıldı... Çok aç kaldı, hatta Bursa'ya sürgüne gönderildiğinde geceleri çöp karıştırıp sebze meyve bulmaya çalıştığı zamanlar bile oldu, bir zaman geldi dünyanın en çok kazanan yazarları arasına girdi...Hiç çalmadı, hiç arabası olmadı...  Şehirde bir minibüs ya da bir belediye otobüsünde görebilirdiniz onu... Yaşadığı süre içerisinde yüzlerce çocuğa; yeme, içme, barınma, giyinme, okuma vs. tüm ihtiyaçlarını karşılayacak

ŞAİR VE YAZARLARIN İLGİNÇ ANILARI VE BİLİNMEYENLERİ

Resim
  NAZIM HİKMET RAN Nazım Hikmet Bursa Cezaevi'ndeki günlerinde koğuş arkadaşlarını okumaya ve yazmaya yönlendiriyordu. Aynı zamanda da cezaevi yönetimine yardım ediyordu. Birgün cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş geldi. Uzun süren denetimlerden sonra müdüre, ''Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?'' dedi ve hemen Nazım'ı odaya getirdiler. Koltuğa iyice yayılan müfettiş yukarıdan bakarak Nazım'ı iyice süzdü, ''Demek Nazım sizsiniz'' dedi, fakat oturması için yer göstermedi. Kısa bir konuşmadan sonra ise gidebileceğini söyledi. Nazım tam kapıdan çıkarken durdu. Nazım: Ömer Hayyam adını duydunuz mu? Müfettiş: Kim duymaz Hayyam'ı? Nazım: Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sordu ve devam etti. ''Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak.'' SABAHATTİN ALİ İlk baskıs

YAZAR VE ŞAİRLERİN LAKAPLARI

Resim
 AKİ: Sultanü’ş-şuara(şairler sultanı) FUZULİ: Izdırap şairi NEDİM: Zevk, eğlence şairi NEDİM: Lale devri şairi NEFİ: Hiciv üstadı KATİP ÇELEBİ: Hacı kalfa NAMIK KEMAL: Vatan şairi NAMIK KEMAL: Hürriyet şairi ABDÜLHAK HAMİT TARHAN: Şair-i azam ABDÜLHAK HAMİT TARHAN: Tezatlar şairi NECİP FAZIL KISAKÜREK: Mistik şair MEHMET EMİN YURDAKUL: Milli şair/Türk şairi HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR: Sokağı edebiyata getiren romancı PEYAMİ SAFA: Server bedii RECAİZADE MAHMUT EKREM: Ağıtlar şairi ARİF NİHAT ASYA: Bayrak şairi BEHÇET NECATİGİL: Evler şairi                                           YAZAR VE ŞAİRLERİN LAKAPLARI YUSUF ZİYA ORTAÇ: Çimdik REFİK HALİT KARAY: Kirpi AHMET MİTHAT EFENDİ: Hace-i evvel AHMET MİTHAT EFENDİ: Yazı makinesi CAHİT SITKI TARANCI: Ölüm şairi SAİT FAİK ABASIYANIK: İstanbul öykücüsü CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI: Halikarnas balıkçısı FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL: Deli ozan, Çamdeviren YAHYA KEMAL BEYATLI: İstanbul şairi MEHMET AKİF ERSOY: Ümmetçi şair ORHAN VELİ KANIK: Sokağı şiire getiren

PERFORMANS ÖDEVİ-ŞİİR İNCELEMESİ ÖRNEĞİ

Resim
                                 Edebiyat Performans Ödevi                                Şiir İnceleme ÖRNEĞİ BİLEMEDİNİZ Buralardan baktığımda ne güzel yaşamak Yamaçlardaki uçsuz bucaksız yeşillik Tepelerinden görünen karlı dağlar Rüzgarına kapılmış denizin görüntüsü Böyle bir sevinç var yüreklerde buradan Soluduğum havanın heyecanı sarıyor Hep doğmadan güneş güne uyanıyor Buralardan sevinç yayılıyor dünyaya İki tarafı ağaçlıklı yoldan yürüyorum Karşılaştığım herkese merhaba merhaba Geçtiğim yollarda şırıl şırıl sular akıyor Soluklanmadan varıyorum bir solukta Buralardan baktığımda ne güzel yaşamak Yüreklerdeki sevinçlerde hep aşk var Gün doğduğunda soluduğum havada Buralardan sevinç yayılıyor dünyaya                                                Namık Kemal A) Şiirin Biçim Yönünden İncelenmesi     1) Nazım Birimi: Dörtlük     2) Dörtlük Sayısı: 4        Beyit Sayısı: 16     3) Şiirin ölçüsü ve duraklarının belirtilmesi:          Ölçüsü:12, 13 ve 14 arasında değişmektedir.     4) Ka