15 Mayıs 2022 Pazar

Edebiyatı neden sevmeliyiz?

 

Edebiyat


Çoğumuz "edebiyat ne işime yarayacak" der .Anlamsız gelir bir insanın eline kaleme alıp onlarca kitap yazması .Birilerinin üzüldüğünü ya da mutlu olduğunu anlatmak için dizelere dökmesi içini.Hele de tüm bunları bizim de bilmek zorunda olmamız sıkıcı ve yersiz gelebilir.Ama edebiyat dediğin sadece bir ders değil hayatın kendisidir.Bizde olanı bize anlatan en güzel sanattır.Kimi yazarak anlatır derdini,kimi okuyarak ,kimi konuşarak,kimi çizerek.Hiçbirinin bir diğerinden farklı yok sadece yöntemimiz farklıdır.Anlatılmak istenen şey de amacımız da aynı aslında.Yasadığımız dünyayı ,o dünyaya ait olan her şeyi ve herkesi en çok da kendimizi anlamaktır, anlatmaktır derdimiz.Ben böyle düşündüm,böyle hissettim ,bunu anladım bunu yaşadım  demenin türlü yollarıdır her biri.Her türlüsü mümkün çünkü hepimizin kendimizi görebilmek ve anlayabilmek için bir aynaya ihtiyacı vardır.İşte özelikle edebiyat bunun için var.İnsan okuduğu  her satırda, çevirdiği her sayfada, dinlediği her ezgide kendinden bir sey bulur çünkü bazen ihtiyacımız olan bir cümle ya da bir sözdür derdimizi ve tarifi mümkün olmayan duyguları anlatmaya.İşte o gereksiz ,ne işe yarar ki dediğimiz şeyler gün gelir bir cevap olur ,çözüm olur,yaşamak olur.Onca hikaye , onca şiir boşuna yazılmış olamaz.Bunu kabul etmesek de reddetiğimiz gerçeğin tam ortasında buluruz kendimizi.Bazen dinlediğimiz bir şarkı ,bazen okuduğumuz bir kitap bazen bilmediğimiz bir şiir ruhumuzu içine düştüğü girdaptan çeker alır.Derdimize ortak olur.Yüreğimize su serper, efkarımızı dağıtır, zihnimizi arıtır,buzları eritir ,içimizi ısıtır.Öyle ya da böyle bir şekilde iyi hissettirir..

İşte Hayat ,bize ihtiyacımız olduğunda fısıldasın diye ; yalnızlığımıza ,neşemize,kederimize ortak olsun diye belki de birilerinin yüreğini kaleme denk düşürdü.



"Kim istemez ki mutlu olmayı

Mutsuzluğa da var mısın? "diyen Cemal Süreya nasıl da davet eder iki yüreği her şeye rağmen bir arada olmaya.


"Pervam yok verdiğin elemden;

 Her mihnet kabulüm, yeter ki 

Gün eksilmesin penceremden!" diyerek tanrısına seslenen Cahit Sıtkı'nın hayata duyduğu minnet, içimizde yeşerttiği umut ve şükran duygusu ne güzeldir. 


"Unutturur bana birden acıları, güçlükleri,dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman"diyen Ümit Yaşar Oğuzcan'ın bir gülüşle hayata tutunmanın nasıl mümkün olduğunu anlatan dizleri bizi de aydınlatır..


"Ayrılık da sevdaya dahil"  diyen Atilla İlhan'ın bu dizesini düşündükçe hangimizin ayrıldım diye sevgisinin bittiğini düşünmeye gücü yeter 


"Unutmayın ki ,dünyada en korkunç şey ümidini kaybetmektir diyen " Sabahattin Ali bizi teselli eder..

Namuslu bir insanım diye övünülür mü hiç? Herkes namuslu olmak zorunda değil midir? diyen Dostoyevski düşündürür.

"Bir insanı sevmekle başlar her şey" diyen Sait Faik kalbimizi yumuşatır..


Edebiyat gizli bir  arayıştır, zarif bir anlayıştır . Yaşamın en kadim sözcüsüdür. Yüreğin tellerini titreten, aklın hudutlarını aştıran bir var oluş serüvenidir ,neden onunla tanış olmayalım?












Hiç yorum yok:

Yorum Gönder