yargılamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yargılamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2021 Cumartesi

Öz eleştiri





Eleştiri dediğimiz şey bir konu ya da durum hakkında öne sürdüğümüz olumlu ya da olumsuz düşüncedir.Bizler bu ifadeyi daha çok olumsuz manasıyla bilir ve değerlendirmeyi de o şekilde yaparız genelde.Konunun olumlu ve müspet  tarafını es geçeriz.Birine çirkin olduğunu söylemek de güzel olduğunu söylemek de bir eleştiridir.Ama nedense güzeli değil de çirkini söylemeye daha meyilliyiz.Guzeli görmek daha çok işimize gelirken güzel şeyler söylemekten imtina ederiz
Şahsen eleştiriyi pek sevmeyen daha doğrusu beceremeyen biriyim.Yapmam mı , evet yaparım ama tercih eder miyim, genellikle hayır .Elestirmeyi de sevmem eleştirilmeyi de.😉Ama eleştirildiysem de muhatabım bilmese de dikkate alırım.Tabii bu eleştiriyi kimin ne amaçla yaptığı da önemli.Daha çok öz eleştiri yanlısıyım.Hatalarimi yanlışlarımı kabul etmediğim zamanlar olur ama kendimle mutlaka konuşurum ,yüzleşirim. Eleştiri aldığım zaman cirkeflesmem ,çirkinleşmem evet ufak bir itirazım olur ve hele haksızsam  açıktan alırım konuyu derhal.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım da buydu: Öz eleştiri.
Bunu ne ölçüde başarabiliyoruz bunu merak ediyorum.Dedigim gibi ben hemen hemen her günün sonunda bir durur düşünürüm mutlaka.Bugün neler oldu ?Ben ne düşündüm, ne hissettim, ne yapmalıydım, ne yapmamalıydım.Bu bana iyi gelir çünkü bunu dürüst,şeffaf ve tarafsız  bir biçimde yapabilirsem kendimi de karşındakini de çok çabuk affeder ve daha kolay anlarım.Eger bunu yapmazsam -varsa eğer-  kırgınlığım uzar, öfkem beslenir,ruhum daralır,yüzüm asılır ve enerjim düşer.Kendimi mutsuz etmiş olurum ,ki bu çevremi de etkiler.Dolayisi ile sonu gelmez bu kısır döngü içinde devam edebilir.Bunun olmasını istemediğim için mutlaka kendimle yüzleşir gerekiyorsa hesaplaşırım.O gün bir kusurum olduysa kendimi affetmeden
uyuyamam.İnsan mükemmel değil nihayetinde bunun farkında olduğum için de çok da yüklenmem kendime.Bilirim ki her hata bir fırsattır ;kendimi ,hayatı tanımaya anlamaya.O günkü deftere yazılan yazılır ;eksiler ,artılar toplanır; muhasebe yapılır .Giden gider, kalan kalır ama  sonu mutlaka bir kâr olmalıdır.Her kalanı bir deneyim ve kazanç olarak hesaba katmam gerekir ki bir faydası olsun.
Ama bazen bunu beceremedigim,iyi hissetmedigim, kendimle yüzleşmekten korktuğum zamanlar da olur.Bu  kısa bir geçiştir bilirim.Her şeyden  kaçsam da kendimden kacamayacağımı bildigim için de geç de olsa aynayı tutarım yüzüme ve zorla bakarım ve çıkarırım içimi dışıma.Kimseye itiraf etmesem de kendime mutlaka itiraf ederim gördüğüm gerçeği.Ne olur dersiniz ? Acı duyarım, utanırım,pişman olurum,af dilerim,affa sığınırım.İçimde hem suçlunun hem mağdurun tarafı  olarak  bir mahkeme kurarım.Yargılarım,delillerimi sunarım yetmiyorsa o anlık cezamı çeker sonunda da affederim. Eğer kendimi affetmezsem bilirim ki hep bir suçlu ararım ve affedici de olamam .İnsanın kendine bunu yapması kolay değil,hep masum olmasi da mümkün değil.Çünkü insan iyi ve kötü tarafları ile bir bütündür.Bu iyi ve kötünün savaşı ise eğer kötüyü de mağlup etmek öncelikle benim iç savaşımdır.Disaridaki savaş ise icindeki savaşta kötülüğe mağlup olup bunu görmezden gelenlerin işidir.Yani içteki savaş bitmeden diğeri de bitmez.En hakiki ve çetin mücadele insanın kendini anlama arayışı içinde gerçekleşir.
Birini tenkit etmeden, yargılamadan önce karşımızdakine değil önce kendimize bakalım sonra varsa bir diyeceğimiz diyelim.Ki bunu yaparsak söyleyecek de bir şey kalmamış olacak.Zira eleştirdiğimiz şeyi mutlaka biz de bir kez olsun yapmış olduğumuzdan bunu hatırlayıp susacağız büyük ihtimalle.O halde eleştirmek gerekiyorsa işe kendimizden başlayalim.Öz eleştiri; öz yaşam becerimizi geliştirir, duyarlılığımızı artırır,sezilerimizi keskinleştirir  ,kendimizi ve hayatı daha anlamlı  kılar.

*Anlamayı bilmeyen anlaşılmayı beklemesin aynaya bir kez olsun bakmamış kişi de ben buyum demesin



Bahar B.


20 Mart 2021 Cumartesi

TARAFINI SEÇ!

 Yargılama kimseyi, şikayet etme kimseden .anlaşılmadığından yakınma,anlamaya çalış önce ,neden anlaşılmadığını anla.Sürekli suçlayarak,bahanelere sığınarak, haklı çıkmaya çalışarak gerçeğin ne olduğunu göremeyiz ki.Görmek için önce bakmak;duymak içinse dinlemek gerek.Bunları yapmadıysak eğer neye yarar haklıyı, haksızı aramak.Bırakalım tüm yaşananları ve kendimizi  bir kenara ve seyredelim dışarıdan ne olup bittiğini.Sonra düşünelim bakalım kim ne düşünüyor ,ne hissediyor diye .Oyun en az iki kişiliktir ,öyleyse kendimizi oyunun dışında tutamayız.Bir mahkeme kurulacaksa da davalı da davacı da hakim de avukat da biz olup yürütmeliyiz bunu.Somut deliller lazım bize, varsayımlar ya da tahminler değil .Kendimize karşı dürüst olmalıyız ,kendimizi yargılamayı bilmeliyiz önce.Cevaplara ulaştıysak da sonuç ne olursa olsun affetmeyi bilmeliyiz. Çünkü yapılması gereken en adil şekilde yapıldıysa sanık sandalyesinde birini oturtup illaki de ceza kesmenin anlamı yok.İnsan en büyük cezası vicdanıdır ,en yüce mahkeme oradadır.

Hayatta anlaşılmak kaygısı yaşamak istemiyorsak önce beklentilerden kurtulmalıyız,beklenti olmasın istiyorsak bağlardan kurtulmalıyız.Çünkü insan hayatına ne kadar çok şey dahil ederse o kadar bedel öder ve az ya da çok karşılık bekler.Hayatımıza dahil ettiğimiz her şey bir bağdır ,en büyük bağımız ise insanlardır. Gereğinden fazla sahip olduğumuz her şey yüktür ve bizim olduğu gibi o da bizden karşılık bekler .Eşya bile daha uzun yıllar bize hizmet etmek için özen ve bakım ister.Tozlanır temizlenmek ister,eskir onarılmak ister. Ona sahipsen ona karşı sorumlusundur .İnsanlar arasındaki ilişkide de durum aynıdır.Onun bilerek ve isteyerek hayatında isen ona karşı sorumlusundur hatta mecbursundur.İşte bu bağ ve bağımlılık insanı özgürlüğünden alıkoyar.Sorumluluğunu alamayacağın şeyin de altına girmek karşındakine haksızlık olmaz mı? Sonra da bu durumdan şikayetçi olmak ne kadar doğru olur? Bu sebeple insan sadece gözlemci sıfatıyla hayata bakmalı.Olayın kahramanı olmaya soyunmamalı ki adil bir yaşam olsun herkes için.Kendimize karşı sorumluluğumuzu bilmeden ,kendimizi daha anlamayı başarmadan mümkün müdür birini,bir şeyi anlamak ya da anlamlandırmak? Duygularımız,düşüncelerimiz ya da niyetlerimiz konusunda kendimize dahi dürüst olamazken kimi hangi sıfatla yargılayabiliriz.Sadece görünene inanmak çoğu zaman yanıltır insanı.Zaten insanoğlu kendinde olmayanı karşısında göremez .Yani ne görüyorsak bilelim ki o bizde de var.Önce bizde olanı bilelim,anlayalım,çözelim ki benzer bir durumla karşılaştığımızda sebebini de bilmiş olalım.Ona göre tavır sergileyelim yoksa yaşam başlı başına bir yük olmaya başlar.Sürekli bir girdabın içinde döner dururuz ,sonrası ne huzur kalır ne sükun.

İnsanın başkasıyla olan  savaşı bitmedikçe kendi dünyasının kazananı olamaz.Çünkü bizim savaşımız kimseyle değil sadece kendimizle.Kendimizle barışırsak herkesle barışık oluruz.Ne haklı kalır ne haksız.Bu hayat bizim imtihanımız ,bizim mücadelemiz.Kimse bu mücadelenin tarafı değil,iki taraf da biziz ve kazanan da kaybeden de biz olacağız.Onun dışında her şey hangi tarafta olduğumuzu göstermek için birer araçtır.Yani yaşam bize tarafını seç der.İnsan hangi tarafı beslerse o  galip gelecektir."Kötü"  diye nitelendirdiğimiz şey sana tarafını göstermek için bir araçtır sadece. Tercihlerimiz bizi biz yapan kaderimizdir.




BAHAR BAYDAN

Beklentiler ve İyi Dilekler

 Beklentilerle dolu şu dünyada beklentisiz yaşamak mümkün mü? Sevilmeyi , görülmeyi,takdir edilmeyi beklemeden yaşamak mümkün mü? Kim öğreti...