Niyazi-i Mısri kimdir?: Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş

 


Niyazi-i Mısri :

8 Şubat 1618 tarihinde Malatya'da doğdu. Babası Soğancızade Ali Çelebi'dir. Asıl adı Mehmet'tir. Niyazi ve Mısri ise mahlasıdır. Eğitimini Mısır'da yaptığı için 'Mısri' mahlasını aldı. Çeşitli medreselerde eğitim gördü.


1655 yılında Halveti şeyhi Ümmi Sinan'dan hilafet alarak şeyh oldu. Değişik bölgelerde vaazlar vererek halkı irşad etmeye çalıştı. Ordunun maneviyatını yükseltmek için Sultan IV. Mehmet tarafından Lehistan seferine götürüldü. Hakkında ileri sürülen iddialardan sonra Limni adasına sürüldü. Burada 15 yıl yaşadı. Ölümünden bir yıl önce affedildi. Bursa’ya döndü. Fakat Bursa Kadısı'nın şikayeti üzerine tekrar Limni’ye gönderildi ve 1693 yılında burada vefat etti.


ESERLERİ:


Aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde genellikle Nesimî ve Fuzulî’nin, heceyle yazdığı şiirlerinde ise Yunus Emre’nin etkisinde kaldığı görülür.


Divan

Risaletü’t-Tevhid

Şerh-i Esma-i Hüsnâ

Sûre-i Yusuf Tefsiri

Şerh-i Nutk-ı Yunus Emre

Risale-i Eşrât-ı Saat

Tahir-nâme

Fatihâ Tefsiri

Sûre-i Nûr Tefsiri


Niyazi -i Mısri en sevdiğim tasavvuf şairlerinden biridir.Yunus Emre'nin izinden yürümüş  olan hazret , mutasavvıf ümmi Sinan'dan ders almış ve irşad olmuştur.Allah'a ulaşma yolunda türlü zorlukları aşmış pek çok mürite de bu yolda mürşitlik etmiştir.

Mana içinde mana barındıran,hâl içindeki hâli anlatan,Allah 'a duyduğu aşkı kusursuz hissettiren ve benim de en sevdiğim gazelini sizlerle paylaşmak istiyorum.



Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,

Bürhân sorardım aslıma aslım bana bürhân imiş.

Sağ u solum gözler idim dost yüzünü görsem deyü,

Ben taşrada arar idim ol cân içinde cân imiş.

Öyle sanırdım ayriyem dost gayrıdır ben gayriyem,

Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş.

Savm u sâlât u hac ile sanma biter zâhid işin,

İnsânı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş

Kande gelir yolun senin ya kande varır menzilin,

Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.

Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana Hakk’alyakîn,

Mürşidi olmayanların bildikleri gümân imiş.

Her mürşide dil verme kim yolun sarpa uğratır,

Mürşidi Kâmil olanın gâyet yolu âsân imiş

Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,

Âlem kamû bir yüz dürür gören anı hayrân imiş.

İşit Niyâzî’nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün,

Hakk’dan ayân bir nesne yok gözsüzlere pinhân imiş

Günümüz Türkçe’si ile

Dermân arardım derdime derdim bana dermân imiş,

Delil sorardım aslıma aslım bana delilmiş.

Sağ ve solumu gözler idim dost yüzünü görmek için,

Ben dışarıda arar idim ol cân içinde cân imiş.

Öyle sanırdım ayriyem dost başkadır ben başkayım,

Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş.

Oruç,namaz ve hac ile sanma biter zâhid işin,

İnsân‐ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş

Nereden gelir yolun senin ya nereye varır menzilin,

Nerden gelip gittiğini anlamayan hayvân imiş.

Mürşid gerektir bildire Hakk’ı sana Hakk’al‐yakîn,

Mürşidi olmayanların bildikleri şüpheli imiş.

Her mürşide gönül verme kim yolun sarpa uğratır,

Mürşidi Kâmil olanın gâyet yolu kolay imiş

Anla hemen bir söz durur yokuş değildir düz durur,

Âlem hepsi bir yüz dürür gören anı hayrân imiş.

İşit Niyâzî’nin sözün bir nesne örtmez Hakk yüzün,

Hakk’dan ayân bir nesne yok gözsüzlere gizli imiş

Niyazi-i Mısri

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİLDİĞİNİ BİLME ,BİLMEDİĞİNİ BİL!

NE ARARSAN KENDİNDE ARA!

Ben kimim?