8 Haziran 2020 Pazartesi

BU DÜNYAYA NİYE GELDİK ?

Evet birçoğumuz bu soruyu sormuşuzdur ,öyle degil mi? Neden geldik,neden yaratıldık,bu dünya neden var? Gibi bir çok soru takılır kimi zaman aklımıza. Eminim İnsan ömrünü düşünecek olursak bu dünyanın evrenin boşa yaratılmadıgına ikna olmak isteriz.Yani yaratıcının bir amacı olmalıydı. Bizim dünyaya gelmemizin bir amacı olmalıydı.Yoksa -haşa !- laf olsun diye mi yaratılacaktı dünya,tüm kainat.
Her varlık bir amaç, bir görev üzere gelir dünyaya.Görevi biten gider, en basit şekliyle bunu kabul etmemiz gerekir.Peki bu bir son mudur? Görünürdee evet ama aslında bir son değil.Zaten dünyaya baktığımızda da öyle değil midir? Bir işe gireriz, bir düzen kurarız ama bir zaman sonra çalıştığımız yerdeki görevimiz biter oradan ayrılırız;bir şehre yerleşiriz fakat zaman gelir başka bir şehre taşınmak zorunda kalırız.Evet oradaki gorevlerimiz bitmiştir ama farklı bir yerde yeniden devam ederiz. Bu böyle sürüp gider.Demek ki aslında bir sonu yok bunun.Sadece mevcut olan gider,farklı bir düzende devam eder.İşte insan da bu dünyada var olan görevi ne kadar sürecekse burada kalır, ve sonra ölüm dediğimiz bir sonla farklı bir boyutta devam eder.Ölümün bir son olduğunu kimse iddia edemez,ederse Allah'ın sınırsız ve sonsuz bir varlık olduğunu bilmiyor demektir.Çünkü" Allah her an yeni bir şan' dadır" sözünü anlayan biri, bir  son olmadığını da kabul etmelidir.Bu bir tekamül sürecidir sadece. Bir durumdan başka bir duruma ,bir alemden başka bir aleme geçmiş oluyoruz yani.Hayat " Hayy"  denen sey sadece dünyaya has bir sey değildir, hayat onun varlığının işaretidir ve sonsuz bir varlık  olduğuna göre de hayat hic bitmeyecektir diyebiliriz.Düşünürsek bundan önce de başka bir alemdeydik,annemizin karnından farkı bir aleme yani dünyaya geldik sonra toprağın koynuna girip  farklı bir aleme gideceğiz.Hem madde hem de mana boyuntunda düşünecek olursak ;hani  topraktan geldik ,yine toprağa döneceğiz denir ya ,işte ruhumuz mana alemine giderken bedenimiz topraga karışacak ve madde boyutunda tekamülüne devam edecek.Yani hiçbir sey yok olmuyor ve bir sona varmıyor öyle değil mi?Yani hayat tektir ve sonu olmaksızın devam eder.
Peki biz ne için geldik
dünyaya,amacımız ne,görevimiz ne? Bunların cevabı üzerine kafa yormak lazım. Bunların cevabi da elbette ki insanın kendisindedir.Çünkü kendimizi en iyi kendimiz biliriz.Düşünün ki bir kitap var ve cevap o kitabın satırları arasında bir yerde ,ana fikri bulursak amacımızı da buluruz. Ama bunun için o kitabı okumak ve iyi anlamak lazım.İşte insan kendi kitabını okumayı bilmeli, okuduklarını idrak etmeli ve anlamalıdır .
Yüce kitabımızın ilk emri "Oku" olduğuna göre bu boşuna söylenmiş olamaz.Neyi okuyacağız ki ? Elimize alıp bitirdiğiniz raflarızı  süsleyen romanlar,hikâyeler, şiirler vs..bunları mi okuyalım.Elbetteki ilk anlamı budur diyebiriz.Çünkü Kur' an düşünen ve aklını kullanan insanlara seslenir.Düşünmeyi, akıl etmeyi,sorgulamayı, anlamayı emreder.Din dediğimiz sey  bilimden, bilgiden ,akıldan uzak değildir ki.Eğer öyle olmasaydı akla ihtiyaç duyar mıydık? Demek ki akıl denen sey düşünmek ,doğruyu yanlışı anlamak,idrak etmek için var.Sadece duygularımız ile hareket etseydik ne çok yanılırdık öyle degil mi? Ama akıl bir süzgeçtir, bir elektir.Sahip olduğumuz bilginin toplandığı yerdir.Bizi mutlak doğruya götürmeye yarar.Bu yüzden müslüman dediğin aklını kullanan insandır.Din bunu emreder, çünkü bize emir buyrulan gerçeklerin manasını kavrayamayız.Bunları önce düşünerek en çok inanarak anlarız.Çünkü insan önce aklıyla yordar her şeyi ve aklıyla ikna olur.Evet bu mantıklıdir der.Fakat bunu yaparken tüm kişisel arzular ve çıkarlarımızdan uzak durup, salt gerçekliği aramak gerek.Yoksa akıl da nefse uyup yanıltıcı olabilir.Aradaki engelleri- yani kendimizi- kaldırıp saf ve duru bir gözle bakmaya ve anlamaya çalışırsak gerçeği daha net görürüz.Haa! Okuma yazma bilmeyen insan gerçeği ve kutsallığını anlayamaz mi ? Elbet anlar ,okumaktan kastın kitap okumak degil ;kendini  okumak,evreni anlamak olduğunu söylediğimize göre,aklını kullanıp düşünen herkes kendini,amacını ve gerçeği idrak edebilecek sıfatlara haizdir.
Dedik ya kendi kitabımızı okuyalım.Bunun benim için kolay olduğunu sanmayın.Ya da bunu yapmanın yolunun ne olduğunu kesinkes bildiğimi.Ama dedik ya insan aklını kullanırsa gördüklerinden ,bildiklerinden ,duyduklarindan yola çıkarak bir sonuca varabilir bu konuyla ilgili.Çünkü her sey bir hikmet ve bir düzen üzere yaratılmıştır.Gerçekler görüntülerin ardına gizlenmiş ama ipuçları da verilmiş ve Kur'an insana bu ipuçlarını işaret etmiş.

Bakara süresi 65.Ayet
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri peşinden gelmesinde, insanlara fayda veren şeylerle yüklü olarak denizde yüzüp giden gemilerde, Allah’ın gökten indirip de ölü haldeki toprağı canlandırdığı suda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah’ın varlığını ve birliğini isbatlayan) birçok deliller vardır

Nisa suresi 82. Ayet
Hâla Kur’an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.
Enam suresi 126. Ayet
Bu (din), Rabbinin dosdoğru yoludur. Biz, düşünüp öğüt alacak bir kavim için âyetleri ayrıntılı olarak açıkladık.

Araf 57.ayet
Rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O’dur. Sonunda onlar (o rüzgârlar), ağır bulutları yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Her halde bundan düşünüp ibret alırsınız.

Demek ki bize sürekli bir uyarı var ve bunun üzerine düşünmemiz isteniyor.Yaratılan her şeyde bir hikmet var, bir sır var yani.Ama ne diyor sadece " düşünenler " için. Yoksa sadece elimize alıp okumanın bir faydası olmaz. Okuduklarımızı idrak etmek ve anlamak icap ediyor.Tüm sırlar aslında insanın hamuruna katılmış, biz bu sırları kendi içimizde arayacağız.Ben kimim? Diye soracağız,yüzümüzü kendimize çevireceğiz başkasına degil.Kimin ne yaptığına, ne düşündüğüne  degil ;kendi yaptıklarımza ve düşüncemize bakacağız. Aklımızı bu yönde kullanacağız; gözümüz ,kulağımız açık olacak, her daim uyanık olacağız.Çokça düşüneceği;,her işin ,oluşun ,tecellinin ardındaki hikmeti  kavramaya çıkacağız. Şikayet etmeden,kusur aramadan,bıkmadan bunun için uğraşacağız.Boş seyler üzerine kafa yormak degil,gecmise takılarak,gelecekten endişe duyarak degil,bu günümüze bakıp yaşadıklarımız üzerine tefekkür edeceğiz.Yoksa yaşam anlamsız boş bir çabadan ibaret olur. Ömür hay huy' la geçer yani sadece nefes alıp vermekle tükenir gider.Kimsenin istediği bu degil eminim ,herkeste bir anlam arayışı vardır.Çünkü içimizdeki arayış gerçeği bulana kadar asla bitmeyecek .Kimi bulacak ,kimi bulamadan gidecek ama bu arayış hep olacak.
Bir tohum  tekamül eder ağaç olur ,bir ağaç tekamül eder yakacak olur ya da bir masa, bir kitap, bir dolap olur.Özü ağaçtır ama biz ona artık ağaç demeyiz masa deriz .Her varlık tekamül sürecinde başka bir boyuta geçer; ismi,cismi  değişir ama özü değişmez.Bizler de bu tekamülü tamamlamak üzere geldik .Amacımız da kamil  insan yani " üst insan" olmak .Hangi aşamada kalırsak o oluruz .Yani istidadımız ve çabamız nispetinde tekamül ederiz.Buğday olmanın hakikati nedir aslında ? Bir insana aş olmaktır yani ekmek olup onu doyurmaktir.Fakat saman olup küspe olup hayvan yemi de olabilir.Hangisi daha makbul ve nedir buğdayın en kutsal vazifesi ? Öncelikle insana faydalı olmak.
Demek ki bizler şu hayata varlığımızın kutsallığını anlamak için geldik.Kamil insan olmanın özünde kendini bilmek yani Allah' ı anlamak ve yaratılanlara hak nazarından bakmak vardır.Görmüyor muyuz ki aslında tüm varlık insana hizmet eder;onun hakikati anlamasına vesile olur, ona yol gösterir ,yanı sır verir. Şu aleme bir daha yeniden ve yeniden her gün farklı bir gözle bakalım lütfen.Cevaplari kendimizde arayalım, kendi kitabımızı yazalım(ki insan her yaptığı işle ve her düşüncesiyle kendi kitabını yazar) ve yazdığımız kitabı da okuyalım ki biz neyiz,neden varız,neden dünyaya geldik,amacımız ne?Kitabımızı açıp açıp tekrar okuyalım( murakabe etmek), hatalar varsa ayıklayalım,,düzeltelim( tövbe etmek/ bir daha yapmamak),gerekirse silelim yeniden yazalım.( daha güzelini daha iyisini yapmak)
İşte insan budur,hayatın anlamı,varlığımızın anlamı bu ,okumak budur!!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder