13 Ocak 2022 Perşembe

Söz Meclisten İçeri

 




Anlam veremiyorum bazı insan hâllerine  gerçekten .Aslında hiçbir sorun yokken neden mutlu olamaz ,neden zorla güler yüzü,neden illaki güçlü gözükmeye çalışır ve  sert görünür ya da tam tersi hep üzgün ,neden en küçük şeyi bile büyütür,illaki birine saracak bir yer arar ve herkesten ve her şeyden şikayet eder.Bu mazoşistlik bence.İnsan kendini durduk yere  mutlu etmemek için bu kadar çabalar mi yahu?Sanki bu tavırlarla hayata meydan okuyor ve güya karşısındakini cezalandırıyor..Halbuki dünya dönüyor sen ne dersen de ve sen  kendine düşmansın , kendini sevmiyorsun besbelli.
Yahu arkadaş şu hayatta bir şeyi kafana takacaksan da faydalı olacak bir şeye tak.Degiştiremeyecegin ya da senin irade sınırlarının dışına çıkan mevzulara neden kafa yorup can sıkıyorsun.Kimse senin için değişmez ,bu dünya senin hatırına dönmüyor,bu hayatın sana özel bir tasarımı da yok.Degistirmek istediğin bir şey varsa kendinden basla inan ki daha faydalı ,zaman kaybı değil en azından.Ne bileyim biraz yüzün gülsün,biraz sahip olduklarına bakıp mutlu olmayı dene.Mükemmel bir yaşam bekliyorsan algını değiştir ,beynine format at,yeniden yükle her şeyi istediğin neyse.Hangi taraftan bakıyorsan kıbleni değiştir mesela , yüzünü dön bir de diğer tarafa bak, belki manzara daha güzeldir.Hep aynı masada ,aynı pencereden, aynı gözlüklerle bakmayı bırak.Ayrica senin o aynı dediğin bile aynı değildir ,sana öyle geliyordur da neyse.Sorun ne şimdi ;kaldırımda duran ağacların hep aynı yerde durması mı, baktığın gökyüzünün bulutlu olması mı,yoldan geçen insanların telaşı ya da yanında oturan insanın varlığı ,yediğin yemeği , duyduğun şarkıyı  beğenmemek ya da yetiştirecek gereksiz bulduğun  işlerinin olması mı, Nedir senin derdin ?
Halbuki senin bilmediğin ne dertler  var, ne dertleri var insanların güzel kardeşim ama kimse senin gibi eften püften şikayet etmiyor,  canı sıkkın diye bir başkasının canını sıkmıyor,laf olsun diye de kimseye laf söylemiyor.Herkesin derdi ,işi başından aşkın zaten bir de siz sorun yaratmayın durduk yere.Bi salın şu hayatı, insanları ;sen bak işine değil mi ya ? Su akar yolunu bulur.Dünyayı sen mi değiştireceksin şu halinle. Mükemmel olmayı falan da düşünme çünkü öyle bir şey mümkün değil.İşini iyi yapmaksa maksadın sadece işini yap ,üstüne kanun kural ekleme haybeden.Üzerine vazife olmayan işlere de karışma.Herkes duracağı yeri bilir sen rahat ol.Hayat bu, malum, herkese yeri geldiğinde çizgiyi çeker.Sana mı kaldı had ,hudut çizmek,hayatı kalıba dökmek.Koltuguna otur vazifeni yap ya da evdeysen git film falan izle ,kitap falan oku,müzik dinle ,yemek yap,spor yap,biraz yürü ,beynine oksijen gitsin..Bırak kim ne yapmış ,ne yapmamıs ne yapmalıymış,ne nasıl olmalıymış.Herkesin kararı, ölçüsü,tarzı,takkesi kendine .Sen de al takkeni önüne de kendinle uğraş azıcık.Neydin ne oldun ,neredeydin nereye geldin,kaç arpa boyu yol gittin bunları düşün biraz.
Hayata kafa tutup durma,ne kadar veririrsen o kadar alırsın mevzu bu.Verdigin kadarını alamadıysan ne verdigine bak .Ama inan ki  şöyle inceden inceye bir düşünsen aldığın verdiginden fazladır.Eger ki hayatta yeterince toksan,bir ailen ve  sevdiklerin varsa  ,bir işe ve sapasağlam ,sağlıklı bir bedene sahipsen ,yediğin yemekten hâlâ tad alıyor ,sevdiğin bir müzigi duyuyor ,içtiğin kahvenin mis kokusunu duyabiliyorsan ,şu dünyayı her sabah apaydinlik görüyorsan o eksikliğini duyduğun ,şikayet ettigin  şeyler bunlarin yanında denizde bir kum tanesi bile değildir.Gercekten yukarıda saydığım şeylere doğuştan  sahip olmamış bir insan varsa belki de onun hakkıdır az da olsa şikayet etmek.Senin söyleyecek bir sözün var mı bu durumda ?
Kraldan çok kralcı olmanın amacı ne ? Sen kendi davana bak . Ağzına, yüzüne bir ayar ver.Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.Her duyduğuna inanıp canını sıkma,her gördüğüne aldanıp da hayata küsme,küstürme .
Şu dünya babamızın çiftliği değil ,hepimizin ortak  yaşam alanı.Hisseden kimine az ,kimine çok düşer; bu da düzenin bir parcasi. Öyle,bu dünyaya özgü mutlak bir eşitlik yok ama şaşmaz bir adaleti olduğu kesin.Bu adalet ne zaman, ne biçimde tezahür eder burası mutlak adalet sahibinin bileceği bir iş ,burası bizi aşar.Ama hakikat değişmez,gerçekler değişmez,mutlak doğru değişmez ;ilahi adalet bu bakımdan şaşmaz.Bu da benim naçizane fikrim.
Neyse konuyu çok uzatmadan öze dönersek; Bırakalım bu hayata tavır koyma, hak ettiğini bulamama , karşılanmayan beklentilerin faturasını başkasına kesme, mağdurum deyip sürekli haklı çıkma gayretini.Olaylara büyüteç tutup kendini de bizi de daraltmayın .Bunun bir üst modeli var çünkü ;acısıyla tatlısıyla barışık  insan.Kendi halinde  ,kendine bile zararsız ;Kendini kusurlarıyla seven,derdi olsa da yüzü gülen, güldüren,dili tatlı, çabası naif , fikri güzel,vicdanı hür,halinden emin,bulduğuna tatmin ,bir varlık olma hali var.Hepimize nasip olsun inşallah ...
O halde,
Ne halimiz varsa görelim,ne hâle ihtiyacımız varsa bilelim.İçimizi dışımızı iyice bir öğrenelim sonra konuşacak bir şey kalırsa konuşuruz.

Not: Bu belki de biziz belki bizden başkası yine de söz meclisten İçeri..;)

Bahar Baydan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder